browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Bata Çıka Mudrace’13

Posted by on 03/09/2015

Dönelim sene 2013’e! Nasıl geçmiş zaman, inanamıyorum!  Gelelim eski anıları canlandırmaya! Sene 2013, dediler bir BATA ÇIKA (MUDRACE) yarışı var, hazırlanmışız gitmişiz.
ODTÜ Orienteering ve Navigasyon Takımı’nda birkaç arkadaşım ve ben BATAÇIKA’13 yarışına katılmaya karar verdik. Bundan önceki senede (2012) Zeynep ve Ceren, Antik Yunan kostümleri ile yarışa katılmışlardı, ben de pek bir imrenmiştim.

Ceren - Mudrace'12

MUDRACE’12  de Ceren, “çamur havuzu” engelini geçerken!

Biz de bunun üzerine kostümlerimizi hazırladık ve öğlen  bir otobüs ile İstanbul’a doğru yola çıktık. İstanbul-Ankara yolunun ortasında biryerlerde otobüs bozulunca biraz telaşlansak da, sürücü ve muavin bir şekilde otobüsü tamir etti de, çamura bulanmadan Ankara’ya dönmek zorunda kalmadık.

İstanbul’a ulaşınca eski arkadaşlarımız ile buluştuk, karbonhidrat yüklemesi yaptık ve erkenden uyuduk. Sabah erkenden kalktık, simitlerimizi ve reçellerimizi yiyerek enerjimizi toplasak da güneş bulutların arkasında saklanıyor, hava da ince ince bizi üşütüyordu. Organizasyon ortak bir noktadan Kilyos Sahili’ne otobüs kaldırıyordu, buluşma noktasına gittik, diğer yarışmacılar ile tanıştık ve uzu..un bir yolculuk ile Kilyos Sahili’ne doğru yola çıktık. Şansımıza Kilyos’a ulaştığımızda güneş gökyüzünde yerini sağlama almıştı, ve içimizi ısıtıyordu. İner inmez kalabalığa yakalanmadan göğüs numaralarımızı ve çipimizi aldık, ve kostümüm üzerindeki son rütuşları atmak için sahil kenarına doğru geçtim.

 

 

Kızılderili, Zeyna, Çılgın Doktor ve Cadı

Kızılderili, Zeyna, Çılgın Doktor ve Cadı

Ekip olarak keyfimiz inanılmaz yerindeydi, yarış öncesi stresi yaşamayacak kadar rahattık. Herkes kostümlerini giyindi, ısınmalarını yaptı, yarış öncesi fotoğraf çekimine hazırlandı. İşte karşınızda harika MUDRACE’13 ekibi:

Ekipman Seçimi:
Bu yarış için kostüm ile yarışmaya karar verince başka bir şey giymeye gerek kalmadı. Fizik dersindeki labaratuvar önlüğü, ameliyat maskesi, bir zamanlar aikido’da kullanılmış bir alt ve bolca ketçap ile forma hazırdı.
Buradaki önemli seçim ayakkabı oldu. Zeminin çoğu kuru ve eğimli olduğundan dolayı dişli bir ayakkabı tercih edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca “su yılanı” gibi ayağınızın veya tüm vücudunuzun suya girmesi gereken engeller olabilir, onun için de su geçirmeyen bir ayakkabı tercih edilmeli.
Ben Saucony Razor ile yarıştım, normalde kış şartlarında giydiğim bu ayakkabı içine hiç su almayacak şekilde tasarlanmış, kışın kar, mudrace’de de içine çamur almıyor 🙂 İçine su, çamur alması çok dert değil, yıkarız desek de, suyu emen bir ayakkabı yarışın yarısından sonra çok ağırlaşıyor, ve tüm tadınızı kaçırabiliyor.

Kostüm yapmaya zamanınız yoksa, ve bu büyük eğlenceden mahrum kalmanız gerekiyorsa üstünüze su, çamur tutmayan kıyafetler giymenizi öneririm, özellikle bata çıka Çamur banyosunu yaptıktan sonra üstünüz çok ağırlaşıyor, üstünüz su tutmazsa temponuzu çok daha rahat koruyabilirsiniz.

Kalabalıktan ve arazideki engellerde karmaşa yaşanmaması için birkaç dalga şeklinde yarışmaya başlanıyordu. Biz ikinci dalgada çıktığımızdan dolayı, ilk dalgayı izleme şansımız oldu. Yarışmaya önde başlamayınca kumsalda 200-300m koştuktan sonraki merdivenlerde kalabalık oluştuğundan fazlaca zaman kaybedildiğini gördük. Bundan dolayı ne kadar zor olursa olsun, kumda debelenmemiz gerekse bile hızlı başlayıp engellere ilk ulaşan sporcular olmamız gerektiğini anladık. Tüm yarışmacılar içerisinde kostüm giyen tek ekip biz olduğumuzdan da tüm gözler bizim üzerimizdeydi, bu da işimizi iyice zorlaştıracaktı.

Ve biz ne olduğunu anlayamadan yarış başladı! Yarışmacılar, BataÇıka sanki 400m yarışıymış gibi depar atıyor, bazı rekabetçi yarışmacılarda dirseklerini kullanarak kalabalıkta kendilerine yer açmaya çalışıyorlardı. Dalganın önünde kendime yer edinmek için kumda debelendim, ve nefesim kesilinceye kadar depar atarak kumsalın sonundaki merdivenlere ulaştım. Tempo çok ağır gelmişti, ve merdivenleri çıkması zor bir hal almıştı. Önümdeki 3-4 sporcuya konsantre olarak merdivenleri hızlıca çıktım ve iplerden oluşan bir engele hızlıca ulaştım.

 

Doruk Mudrace'13 Yarış Başlangıcı

Yarış başlangıcı, ve çılgın doktor koşuya başladı!

İlk engelden itibaren çamura bulanmayı bekliyordum, ama ilk 3-4Km daha çok patika koşusu tadında geçti. İyi bir tempo tutturdum, lider ekibin dibinden ayrılmadım, kavurucu sıcaklar altında “deli doktor” kostümümle adım adım patikalarda ilerledik. Özellikle yokuş yukarı çıkarken kostüm iyice ağırlığını hissettiriyordu. Birkaç tepe inip çıktıktan sonra bu dalgadaki liderlik bendeydi. Hafiften arkama baktım ve Emre Ayar’ı gördüm. Emre inanılmaz iyi bir koşucu olduğundan bu beni daha da motive etti ve zorladıkça zorlamaya başladım.

 

Emre’yi görmenin motivasyonunun hemen ardından engellerle dolu bir labirent geldi karşımıza. Birbiri ardına 6-7 engeli, zıplayarak yuvarlanarak, sürünerek geçtim.

Buradaki ilk engel “Alçak Duvar” engelleriydi. İlki daha alçak, ikincisi biraz daha yüksek üstünden atlamanız gereken 2 engel bulunuyor. Benim boyum kısa olmasına rağmen rahatlıkla ve hızla geçebildim, burada hızlı geçmek isterseniz şöyle bir yöntem deneyebilirsiniz.

 

Kısacası koşarken hızınızı kesmeden zıplayarak ellerinizle duvarın/engelin üstünden ittirerek vücudunuzu duvarın en üst kısmına gelecek şekilde yükseltiyoruz. Çok fazla yükselmemize gerek yok, göğsünüz duvarın tepesine geldiği anda göğsünüzün üzerinde dönüp ayaklarınızı duvarın öbür tarafına atabilirsiniz. Böylece hiç hız kaybetmeden diğer tarafa geçebiliyoruz.

Bundan hemen sonra “Merdiven Duvar” engeli geliyor, tırmanması kolay, tepe çıktıktan sonra da kendinizi öbür tarafa bırakabilirsiniz, sizden hemen sonra biri tırmanıyorsa ve öbür tarafından basamak basamak inecekseniz ellerinize basmamalarına dikkat edin, bence öbür tarafında atlamak daha güvenli.

Sonraki engel “Çamur Havuzu” idi, çamurlu bir suyun üstüne ipler çekilmiş durumda ve bu iplerin altından geçmeniz gerekiyor. Bu esnada eğlenmek isterseniz, suya yatıp sürünerek geçebilirsiniz, ama çömelerek hızlı adımlarla da bu engeli geçmek mümkün. Tabii bu engel için organizasyonun hangi kuralları koyduğunu dinlemek önemli.

İçinde çamurun ve suyun olduğu engeller karşıma çıktığında yandaki bir gönüllü gözlüğümü atmam için bana seslendi, ben de düşünmeden gözlüğü çıkardım ve gönüllü arkadaşıma gözlüğü fırlattım. Gözlüğü fırlatmam ile birlikte, dibi gözükmeyen çamurlu suya balıklama daldım. O anki bilincim ile bunun ne kadar tehlikeli olduğunun farkında değildim. Şansıma su derindi ve ellerim önde daldığım için kafamı çarpmadan kendimi durdurabildim.

UYARI: Dibi gözükmüyorsa temkinli olun, çok acele etmeyin! Kazanacağınız 2 saniye için, kafanızı vurma, kötü bir kaza geçirmeniz muhtemel, lütfen dikkatli geçin!

Bu engelden çıkınca saçımdan başımdan çamurlu sular dökülüyordu. Görüşüm çamurlu sulardan dolayı engellenmişti. Bu istastonda yüzümüzü yıkamamız için hortum ile su vardı, tabii ki işler ne kadar zor, o kadar keyifli diyerek (gene düzgün düşünmeyerek) temiz suyu reddettim ve “kaygan tepe” engeline koşarak girdim.  İpten tutarak kendimi 2 adım yukarı çektim, 1 adım kala ayağım kaydı ve kendimi bacaklarım tepede ellerim aşağıda ipe tutunurken buldum. Ayakkabının altı ıslak olduğundan “kaygan tepe” gerçekten çok kaygandı, bacakları aşağı indirdim, bir adım daha yukarı çıktım ve bacağımı hemen engelin öbür tarafına attım. “Kaygan Tepe”ye çıkmak ile bitmiyor tabii, merdivenden dikkatlice birkaç adım indim, sonra toprak zemine kendimi bıraktım.

 

1378750_10151975780864973_1749053840_n

Herşey bulanık, gerçekten!

Engellerin etrafında bulunan gönüllüler “İŞTE DOKTOR GELİYOR!” diye tezahurat yapınca hız kesmeden devam ettim. Bu esnada nefes alışım iyice zorlaştı, tempoyu korumakta çok zorlandım. Son 1km’de “Lastik Yol”da lastiklerin ortasına basarak sakatlanmadan geçtim, lastik engelinde lastiklerin ortasına basmak daha zorlayıcı olsa da, lastiklerin kenarlarına basınca sakatlık riski fazla oluyor, benim önerim hem daha eğlenceli olduğundan hem de daha az risk taşıdığından lastiklerin ortasına basarak geçmek, öbür türlü kazanacağınız 3 saniye için gereksiz risk alınmaması gerektiğini düşünüyorum. Lastiklerden sonra tekrar sürünme seansı başlıyor, “Tünelde Sürünme” zamanı! En basitinden tünelin içinde sürünerek, veya boyunuz kısaysa emekleyerek tüneli geçiyorsunuz. Bu esnada dizlerinizi örten bir kıyafet giymediyseniz biraz tahriş olabilir, o da maceranın bir parçası, yarışın bitmek üzere olduğunu aklınıza kazıyın ve devam edin 🙂 Tekrar sahile çıkınca son nefesimi de kullnanarak depar attım. Her tarafı çamur içinde birinin bitirdiğini görünce insanlar şaşırdılar, büyük ihtimalle bir önceki dalgada çıktığımı düşündüler. Emre çok az bir farkla 2. Olarak bitirdi. Bitirme madalyalarımızı ve suyumuzu aldık. Mutlu ve çok yorgunduk. Temizlenmek için tek çareyi deniz olarak düşündük ve çamurlarımız ile denize koşa koşa girdik. Sonrasında duş alma ve üstünüzü değiştirmek için kabin imkanları bulunuyordu, illa denizde yıkanmak şart değil 🙂

Birkaç dalga çıktığından dolayı, tüm dalgalar yarışı bitirmeden derecenizi öğrenmeniz mümkün olmuyor. Son dalga da yarışı bitirdiğinde resmi olmayan sonuç listeleri asılıyor ve genelde, yaş grubunuzda kaçıncı olduğunuzu görebiliyorsunuz!

2

Podyumu bulmuşuz, tadını çıkaralım!

 

 

Dürüst olmak gerekirse bu yarışta gerçekten derece beklemiyordum, kostümlerimizi giyip elimizden gelenin en iyisini yapıp keyif almaktı amacımız. Genelde 3., 21 altı yaş grubunda 1. olup, podyumu ultra camiasının bilindik isimleri ile paylaşmak gerçekten güzel bir deneyimdi. Sponsor hediyeleri de fena değil tabii 😉

 

BataÇıka’da, Mudrace’de veya  Spartan Race’de engellerin neler olduğunu yarışa kadar bilmeniz pek mümkün olmuyor. Aslında işin eğlencesi biraz burada yatıyor. Engeller ile karşılaşana kadar ne ile karşılaşacağınızı bilmemenin gizemi ile daha da heyecanlanıyorsunuz.

3 madalya demek kutlama demek!

3 madalya demek kutlama demek!

Engeller hakkında önceden bilgi edinmek isterseniz:

Macera Akademisi sayfasında engeller ile ilgili genel bir bilgi vermiş, fotoğraflardan olası engeller inceleyebilir:

www.batacika.com/5k-kosusu.php

 

 

 

 

Macera Akademisinin yayınladığı Mudrace 2012’deki kısa fragmandan genel bir fikir edinilebilir:

Yarışta koşup kayıt almış sporcuların vidyoları izlenebilir (İnternetteki kaynaklardan karşımıza çıkan birkaçı):

2013 yarışında yayınlanmış: https://www.youtube.com/watch?v=-Ulpjs11wY8

2014 yarışında yayınlanmış: https://www.youtube.com/watch?v=QBYqBRgPDOw

Bata Çıka iki senedir Macerada ile aynı tarihe geldiği, için bu sene de Bata Çıka’ya katılamayacağız, ama yarışacağım bir sonraki Bata Çıka’yı sabırsızlıkla bekliyoruz. Umarım ki seneye  bayıldığımız bu iki yarış farklı tarihlerde olur da, ikisine de katılabiliriz. MUDRACE’13 de bir kez daha limitlerimizi zorladık, kendimize yeni limitler belirledik.
Tabii ki bu yarışta da gönüllüler olmasaydı yarışın bu kadar rahat ve eğlenceli geçmezdi.Tekrar ve tekrar gönüllü arkadaşlarımıza teşekkür ederim. Son olarak bir kez daha, bu kadar çok şeyi paylaşabileceğiniz takım arkadaşlarınız olduğunu görmek inanılmaz bir motivasyon, bir ilham kaynağı, onlar ve bu sporu paylaştığımız diğer sporcular olmadan bu kadar keyif alabileceğimizi hiç sanmıyorum!

O zaman engellerin ve çamurun tadını çıkarın! Bir de kostümünüz olursa tadından yenmez! Keyifli maceralar!

Don’t speak well Turkish? Here’s an English alternative of the article :

http://dorukbalkan.com/2013/09/23/mudrace13/

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *