browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Antalya O-Days ve Runtalya Maratonu

Posted by on 07/03/2014
Runtalya'da Finish'e Doğru

Runtalya’da Finish’e Doğru

Uzunca bir süre Ankara’da masa başında çakılı kaldıktan sonra, aylar önceden kaydını yaptırdığımız Runtalya, hevesle beklediğimiz bir kaçış olacaktı. Antalya O-Days yani Antalya Oryantiring Günleri’nin de aynı tarihlerde olduğunu öğrenince programları birleştirmeye karar verdik. Runtalya maratonu Pazar günüydü ancak biz Antalya O-Days parkurlarına katılmak için önceki hafta içinden Kemer’e gittik. Tabii Runtalya ve O-Days’in çakışması sadece bizi etkilemedi. Macera Akademisi’nden Caner, bu gelişmeyle birlikte hedeflerini değiştirdi ve her sene katıldığı Runtalya’ya katılmayıp, 42K koşuyu 4 parçada, Kemer sokaklarında koşarak tamamlamayı planladı. Caner’in blogunda parkurlar ve planları detaylı olarak anlatılıyor.

Gelelim bizim deneyimlerimize… Antalya O-Days, bu sene Kemer civarında düzenlendi ve çok önemli bir özelliği daha vardı: Oryantiring Dünya Kupası 1. ayağına da ev sahipliği yaptı. Yani hem dünyanın en başarılı oryantiring sporcularını görme, hem de onların koştukları parkurlarda, benzer hedeflerle koşma şansına sahip olduk.

Antalya O-Days Oryantiring Parkurları

Antalya O-Days Oryantiring Parkurları

İlk günün parkuru Kemer’in 25 km güneyinde, denizden uzakta ve yüksekte yer alan Beycik ormanlarındaydı. Araziye çıktığımız an haritada ifade edilen “taşlık”lara hiç güvenmememiz gerektiğini anladık. Her bölgesi taş dolu ve sürekli iniş çıkışları da ekleyince -en azından bizim gibi çok da tecrübeli olmayanlar için- koşulması imkansız bir araziyle karşılaştık. Arazinin teknik zorluklarını aşıp bir şekil bitiş çizgisine geldiğimizde epey hırpalanmıştık.

Ertesi gün sıradaki parkur denize daha yakın bir alanda, Tekirova’daydı. Parkur uzunlukları aynı ama tırmanışı 100 m kadar daha fazlaydı.  Yer yer koşmaya daha uygun olsa da bazı bölümleri çok sık çalılık, özellikle doğu kesimlerde de uçurumlar yapan kayalık tepelerin olduğu bol yükseltili ve tehlikeli bir araziydi. Yine fazlasıyla yorulmuş ama eğlenmiş, ve başarılı oryantiring sporcuları arasında gerilerde kalmış zamanlarımızla geri döndük.

Liman Caddesi'nde son sprint

Phaselis Antik Liman Caddesi’nde son sprint

Cumartesi günü Phaselis parkuru, Antalya O-Days özel yarışının yanında kademe yarışları, yani Türkiye’deki takımların puan kazandığı ve derecelerinin belirlendiği yarışların da birinci günüydü. Phaselis antik kentinin su kemerleri önünde yerimizi aldığımızda Dünya Kupası final yarışmacıları çıkışlarını yapmışlardı bile. Antik kent kalıntıları arasında oturup, önümüzdeki dev ekranda yarışmacıların o an hedeflere nasıl ulaştığını heyecanla izledik. Zaman zaman da birden bir yarışmacı yakınlarımızdaki bir hedefte beliriveriyordu. Sonrasında da son hedefi alan yarışmacı hemen yanımızdaki liman caddesinden sprint atarak yarışı bitiriyordu. Final seromonisinden sonra biz de sırayla çıkışlarımızı yaptık. Phaselis antik kentinin bulunduğu yarım adanın tepelerinde ine çıka hedeflerimize ulaştıktan sonra son hedeflerde birden kendimizi deniz kenarında ve kalıntıların arasında bulduk. Biz de liman caddesinden sprint atarak parkurumuzu bitirdik.

ODTÜ Oryantiring Takımı’ndan parkuru bitiren arkadaşlar kendilerini denizin serin sularına atmışlardı bile. Bizim de biraz içimiz gitse de yapılacak çok işimiz vardı. Biz pazar günü Antalya O-Days’in son etkinliği olan Kemer Sprint parkuruna katılmayıp Runtalya’da maraton koşmaya karar vermiştik. Hızlıca toplanıp Antalya’ya gittik, arkadaşlarımızla buluşup numaralarımızı almak için Antalya’nın doğusunda, nerdeyse Lara’da bulunan AVM’ye ulaştık. Parkurlardan dolayı yorgun düşmüştük ama trafik ve AVM içindeki numara-çip-çanta alma karmaşası bizi herşeyden daha fazla yordu. Oldukça geç bir saatte uykuya dalarken maraton koşma fikri iyice gözümüzü korkutuyordu. Maraton öncesi yapılan dinlenme ve hazırlıklar şöyle dursun, son günlerde tüm karbonhidrat depolarımızı tüketmiştik, hemen koşu öncesinde de iyice yorulup geç bir saatte yatıyorduk.

Maraton sabahı kalktığımızda hala birbirimize kuşkulu gözlerle bakıyorduk. Kendimi çok da koşacak gibi hissetmiyordum ama akışa kapılıp hazırlandık ve kendimizi start çizgisinin önünde buluverdik. Runtalya kayıtları daha son kayıt tarihi gelmeden kapanmıştı, geçen yıllardan çok daha kalabalık olmasını bekliyorduk. Ama start çizgisi çok da kalabalık değildi. Arkalarda olmamıza rağmen rahat bir ortamda koşuya başladık. Deniz’le birlikte koşuyorduk ve hedefimiz beraber maratonu bitirmekti. Benim ilk yol maratonum olacağı için kendimi çok yormadan, ama sürekli koşarak bitirmeyi hedefliyordum.

Runtalya_Banu_ReklamliDaha ilk 10 km’ye gelmeden Deniz, 30. km’de hissetmem gerekeni şimdiden hissediyorum diye şikayet etmeye başladı. Doğrusu ilk 10 km’de ben de çok iyi hissetmiyordum. Yarı maraton dönüşünü geçtikten sonra daha iyi koşmaya başladık. Biraz şehir içinde koştuktan sonra Lara plajlarına varmak ve büyük dalgaların sesini dinlemek bizi rahatlattı. Ancak  sanki sürekli yokuş aşağı iniyorduk. Bu inişlerin dönüşte bize nasıl etkisi olacağını düşünmeden edemiyordum. 20K ve hatta daha sonrasına kadar kaptırıp daha hızlı koşabilirdim ama Deniz tempomuzu düzenleyip çok yorulmamızı önledi. (Diğer bir deyişle Deniz, Banu’ya yetişemediğinden, onu ikna ederek hızını düşürttü.)

21K dönüşüne kadar bizden hızlı koşucuların gelişini izledik. Arada tanıdık yüzler görüyor, heyecanlanıyor, selamlaşıyorduk. Bunlardan biri ilginç bir şekilde spora bizler gibi geç başlayan ama gerek performansı, gerek bilgi birikimi olsun bunu hiç belli etmeyen Mert Derman idi. (Mert’in Runtalya yazısını kendi sayfasından okuyabilirsiniz. 42K tecrübesinin çok daha teknik bir analizini yapmış.) Bir süre sonra Haluk‘u bize gülümserken bulduk. Dönüşü yapıp yeşil ve kumluk arazilerin yanından tekrar denize ulaştık. Yine dalgaları dinledik ve parktan çıkarak sokak aralarına daldık. 32K’nın maratonda psikolojik bir bariyer olduğunu hep söylerlerdi. Tam bu mesafelerde yorgunluk arttı, yokuşlar da karşımıza gelince tempomuzu iyice düşürdük. Yokuş olmayan yerlerde aslında hala rahat hissediyordum. Belli bir tempoyu koruyup ilerleyebiliyordum. Etrafımızdaki koşucular da artık sabitlenmişti, onlardan kopmak istemiyordum. İki kişi olmanın, birbirimizi desteklemenin kuvvetini artık burada iyice hissediyorduk. Koşu pozisyonumuzu bozmadan, kısa sürelerde tempoyu iyice düşürüp sonra hızlandırarak devam ettik. Tam bu aralarda Deniz’in yarış öncesinden beri “umut ettiği” şey gerçekleşti, şakır şakır yağmur yağmaya başladı. Sırılsıklam olsak da 10 dakika sonra tamamen kuruduk yine.

7K kadar kalmışken Deniz’in bacaklarındaki ağrı arttı, ben çok az kaldığına ikna etmeye çalışıyordum ama sakatlığa da neden olmak istemiyordum. Kilometreleri sayarak devam ettik. Bitiş çizgisini karşıdan gördüğümüzde çok hızlanacak halimiz yoktu. Tempomuzu koruyarak yaklaştık. Tanıdık – tanımadık bir sürü insan bizi tebrik ediyor, son metreleri bitirmemiz için teşvik ediyordu. Koşucu-yazar Yonca, haberlerinden gördüğüm o heyecanıyla bağırıyordu. Mutluluk dolu bir ortamdı. Son metrelerde el ele tutuştuk, tüm tebrik edenleri selamlayarak ve gülümseyerek bitiş çizgisine vardık…

certificate13951 certificateDeniz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Deniz’in Notu: İlk maratonumu koştuğumda en büyük sorunum can sıkıntısı olmuştu. İnsan her şeyden izole olup düşünceleriyle baş başa kalıyor. Düşünceler ile başbaşa kalmak hem iyi, hem kötü. Zihnin, dayanıklılık sporlarının sınadığı en önemli özellik olduğunu düşünüyorum. Kişi düşünceleriyle baş başa kaldığında motivasyonu hızla düşebiliyor. Yanınızda koşan bir kişi bir sözüyle, sizi zihninizin çektiği uçurumlardan çekip çıkarabiliyor. Bu sebeple uyumlu bir takım arkadaşıyla koşmanın yeri benim için paha biçilmez. Elbette uzun koşuları zihinsel mücadele veya sadece düşünceler ile baş başa kalmaları sebebiyle sevenlerin sayısı az değil. Çoğu kişi için koşu yalnız bir spor. Onları çok iyi anlamakla beraber yalnız koşmadığım için çok memnun olduğumu da eklemeliyim.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *