browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Kavurucu Kilometreler: Mersin Maratonu Raporu

Posted by on 08/10/2015

19 Eylül 2015 – Göğüs numarası ile çip teslimi ve makarna partisi

Saat 16’da Mersin Garı’na ulaşmamla birlikte maceram başlıyor… İlk olarak göğüs numaramı ve çipimi almak için Macit Özcan Spor Kompleksi’ne gidiyorum. Numaramı ve çipimi alırken ayak üstü yarışmacı listesine de göz atıyorum; beş Etiyopyalı ve dört Türk atlet gözümü korkutuyor. Aklımda rakiplerim varken Bilkent’ten iki arkadaşımla birlikte makarna almak için sıraya geçiyoruz. Tadımlık makarnalarımızı yedikten sonra otele gitmek için etkinlik alanından uzaklaşıyorum. Otele eşyalarımı bırakıp bir şeyler yemek için yakınlardaki bir yere gidiyoruz. Geç olmadan otele dönüp uyumaya çalışıyorum. Havanın sıcak olması ve otelin merkezi bir caddede olması nedeniyle gürültüden uyumakta zorluk çekiyorum. Uzunca bir süre sonra uykuya dalıyorum.

20 Eylül 2015 – Yarış Günü ( Büyük gün)

06.30’da saatim çalıyor, gece geç uyumanın verdiği etki ile yataktan biraz zor ayrılıyorum. Fazla vakit kaybetmeden kahvaltıya gidiyorum. Hafif bir kahvaltı (1 kutu bal, reçel, tereyağı, 1 dilim peynir, 1’er dilim domates, salatalık ve 1 dilim ekmek, 2 bardak su) yapıyorum. Üzerimi değiştirmek için odaya gidiyorum ve eşyalarımı alıp yarış alanına doğru gitmeye başlıyorum. 07.40’da yarışma alanında oluyorum. Geç kalmanın verdiği endişeyle çantamı bırakacağım yeri bulmakta güçlük çekiyorum. Gönüllülerden nerede olduğu hakkında bir türlü bilgi alamazken, sonunda yeri buluyorum. Hızlıca üzerimi değiştirip ısınmaya gidiyorum. Fazla zamanım olmadığı için 5 dk. jog atıp ısınma egzersizlerini yapıyorum. Hava gittikçe sıcaklığını arttırıyor, bulunduğum yerde terlemeye başlıyorum. Gittikçe nabız hızım artıyor, derin bir nefes alıp yarış içinde neler yapmam gerektiğini düşünürken “start” veriliyor.

 

start

Öndeki grupla çıkış yapıyorum, grupla koşmaya başlıyorum, 3.30 pace ile 1 km kadar koştuktan sonra bazıları tempo kesiyor. Ne yapmam gerektiğini düşünüyorum, zorlanmadığıma kanaat getirip, devam ediyorum. Önümdeki grubu takip ederken ilk su noktasına geliyorum 2 şişe su alıp 1 şişesini üzerime döküyorum ve diğer şişeki suyu içmeye başlıyorum. Önümdeki grubu 200 m mesafeden takibe başlıyorum. Her istasyondan su alıp üzerime döküp yarışa devam ediyorum. Nabzımı ve tempomu bilmediğim ve neler olacağını kestiremediğim için vücudumu dinlemeye çalışıyorum. 15-20. km arasında bir enerji jeli alıp 1. turu 1 saat 15 dakika 25 saniyede tamamlıyorum. 2. Tura başlarken hafiften tempo kaybettiğimi hissediyorum ama eski tempoya dönersem ilerisi için iyi olmayacağını düşünüp tekrar arttırmıyorum. 2. Enerji jelimi tüketmeye başlıyorum. 28-32. km arasında ön grubu yakalıyorum biraz konuşuyoruz, “kaçıncı maratonun? nerelisin? kaç yaşındasın? “vb. konular eşliğinde biraz koştuktan sonra grup tempo arttırıp, herkes teker teker dağılmaya başlıyor. Sıcaktan tempomun gittikçe düştüğünü hissediyorum. Ayağımda uyuşma ve kasılmalar oluyor, içimden zorlamak gelmiyor. Saatimden tahmini olarak kaçıncı kilometrede olabileceğimi tahmin etmeye çalışıyorum. Tahmini bir bitiş süresi kestirmeye başlıyorum. Son 2-3 km’de su noktası olmadığından ambulansa suyu olup olmadığını soruyorum, aldığım son suyumun bir kısmını içip geri kalanı üzerime döküyorum. İlk sporcunun yarışı bitirdiğini ve arkadaşlarını beklediğini gördüm, arkamdan gelen yok, artık biraz rahattım ve son km’ye giriyorum. Son virajı dönüyorum, 200-300 m gittikten sonra arkamdaki sporcuyu görüyorum, aramızda fark olmasının verdiği rahatlıkla tempomu biraz daha kesiyorum, gittikçe mutlu oluyorum ve kollarımı açarak 2 saat 41 dakika 49 saniye sonra bitiş çizgisinden geçiyorum. Bacaklarım koşmaya alıştığı için kendimi durdurmakta biraz zorluk çekiyorum, beni tutup yere oturtuyorlar. Otururken kaslarımda ağrı hissediyorum, biraz muz ve su tüketiyorum.

uçuyorum

Yarış sonrası

Doping kontrolü için bir görevli ile birlikte hareket etmeye başlıyorum. İlk önce biraz esnetme yapıyorum sonra vücudumdaki suyun büyük bir kısmını terleyerek attığım için test alanında 3.5 litre su içip örnek vermek için beklemeye başlıyorum ama küçük bir sorunla karşılaşıyorum. 3.5 lt su nedeniyle idrarın yoğunluğu gittikçe azalıyor, 1. ve 4. numuneyi alıp yaklaşık 4 saatin sonunda beni serbest bırakıyorlar.

İlk maraton anım da böyle bitiyor. Sırada İstanbul Maratonu var.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *