browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

İlk Karakayalar Maceramız

Posted by on 04/07/2012

Karakayalar'dan bir görüntü

Karakayalar Türkiye’nin en ünlü tırmanış bahçelerinden. Ne zamandan beri oraya gitmek istiyorduk da bir türlü olanak bulamıyorduk. Geçtiğimiz haftasonu şeytanın bacağını kırdık ve takım minibüsümüze atlayıp Sivrihisar’a 30km uzaklıktaki Karakaya köyünün arka bahçesindeki Karakayalar bölgesine ulaştık. Karakayalar bir tırmanış cenneti! Türlü zorluk seviyelerinde, onlarca farklı tırmanış rotası bulunabiliyor. Bolca geleneksel tırmanış için uygun rota olduğu gibi boltlu rotalar da var. Kayalar yerden doğal olmayan biçimde fışkırmış sanki. Yüzeyleri sert, tutuşu iyi ancak fazlasıyla keskin.

 

Kayaların gölgesi genişçe bir koruluğa düşüyor. Tırmanışçılar bu korunun içine çadırlarını kuruyorlar. Biz de öyle yaptık. Minibüsü ilk ağaç sırasının ardına parkettik ve çadırlarımızı kurduk. Ateş, Canan, Banu ve bana (Deniz), usta tırmanıcı Mert Atak eşlik etti. Mert Atak, bizim takımdaki Mert aracılığıyla tanıdığımız aynı zamanda babası ile aynı ofiste çalıştığım genç bir spor tırmanışçı. Yaşından beklenmeyecek olgunluğu, yönlendirici ve destekleyici tavırları ve tırmanırken sergilediği atletik performans ile Mert Atak, bizim gözümüzde tam bir şampiyon!

Deniz Destur'da kayayla bütünleşmiş durumda

Cumartesi öğle vaktini geçe Ankara’dan yola çıktık. Sivrihisar’ı geçtikten az sonra Mükemmel tesislerinde durduk ve ballı gözleme yedik, enerji topladık. Yarım saat sonra ise kamp alanına varmıştık bile. Çadırları kurmadan tırmanış ekipmanımızı kuşandık. Daha önce Karakayalar’a defalarca gelmiş olan Mert bizi hemen 5 seviyesinde 5 boltlu, 7m’lik Şeş Beş adlı rotaya götürdü. Express’leri taktık, ipe girdik ve birbirimiz ardına ilk lider çıkışlarımızı gerçekleştirdik. İlk tırmanıp inenler vakit kaybetmeden ikinci ipi alarak sıradaki rotaya geçtiler. Bu defa hedef 6 zorluk seviyesindeki 6 boltlu, 12m’lik Destur adlı rotaydı. Banu ve Ateş lider tırmanışlarını tamamladılar, ben ise ancak üstten emniyetli tırmanışa cesaret edebildim.

Mert karşıdan kolay görünüp kandıran "Wasted Years"ta lider tırmanırken

İlk günün son rotası rüzgarlı bir kaya bloğunda, batan güneş eşliğinde tırmanıldı. Wasted Years adındaki rota, 6+ zorluk seviyesinde, 5 boltlu ve 13 m uzunluğundaydı. Mert lider çıkışı yaptıktan sonra hepimiz üstten emniyetli biçimde tırmandık. İlk günün sonunda yeterince yorulmuştuk ve minibüsümüze atlayarak yakındaki Kaymaz kasabasına giderek Merkez Lokanta’sında mütevazı bir ziyafet çektik. Mütevazı diyorum çünkü pilav kalmamıştı! Kamp alanımıza geri döndük ve uzun süre oyalanmadan çadırlara çekildik.

Ateş "İhtiyar Heyeti"nde yüzeye yapışmış durumda

Sabah saat 6 gibi hepimiz ayaktaydık.  Hemen ilk hedef olarak çadırlarımızın karşısındaki kaya sektöründeki İhtiyar Heyeti adlı rotaya gittik. 6+’lık 5 boltlu, 10m uzunluğundaki rotaya hepimiz top rope çıktık. Genel olarak bu rotanın diğer rotalardan farkı bir yüzey rotası olması ve mikro tutamak ve basamaklar ile tekniğimizi geliştirmeye zorlamasıydı. Hepimizin bu rotayı başarması heyecan vericiydi.

Banu 17 m'lik ZıtErenköy'de, tepeye daha çok var!

Ardından 6+’lık 17 m boyundaki Zıt Erenköy (kim koyuyor bu isimleri yahu?) rotasını gözümüze kestirdik. Önden tırmanan Banu ve Ateş’i izlemek gözümü fazlasıyla korkutmuştu. Daha rotaya girerken bile beceremeyeceğimi düşünüyordum. Sonuçta rotayı tamamlayamadım da. Her zaman söylerim dayanıklılık sporlarında (ve muhtemelen hayatın her aşamasında) zihniniz en büyük silahınız olduğu gibi en büyük düşmanınız da. Erenköy’ün sıkıştırma hareketleri gerektiren yapısı, bacak esnekliğinin büyük fayda sağlayacağı geniş basamak aralıkları aslında rotayı tam benim seveceğim ve tırmanış tekniğim sayesinde iyi becerebileceğim bir rota haline getiriyordu. Ancak orada düşmanım kaya değil, kendi zihnimdi ve çatışma daha ben ipe girmeden kaybedilmişti. Yazık. Halbuki tırmanmayı çok isterdim. Sanırım Tuna Nehri bisiklet turumuzdan döner dönmez ilk yapmak istediğim şey Karakayalar’a dönüp kendimi Erenköy ile sınamak olacak!

Ateş ZıtErenköy'ün tepesinde

Günün son rotaları yan yana konumlanmış olan bir 5, ve bir 5+ lık iki kısa rotaydı. Banu ve Ateş yaptıkları uzun tırmanış sebebiyle yeterince yorulmuşlardı. Ben ise iyice hırslanmıştım.

Kim yamuk, kim düz?

İki rotaya iki ip açtık ve Banu ile eş zamanlı olarak tırmanışa geçtik. 5+’lık Sunset yellow rotasında lider tırmanmanın en büyük zorluğu, henüz alçakta iken bile araları oldukça açık olan boltların verdiği huzursuzluktu. Bir başarısızlığı daha kabullenemeyecek olduğumdan dişimi sıktım ve korkmama rağmen devam ettim. Ben ipi istasyondaki karabinden geçirip aşağı indiğimde Banu yorgun olması sebebiyle tırmanışını tamamlamadan inmişti.

Emniyetçiler, tırmanışçılar...

Yer değiştirdik. Banu emniyet alırken Sunset Yellow’a Ateş çıkmaya başladı. Ben ise Banu’nun az önce tırmanmaya çalıştığı Sadık Amca rotasına giriştim. Sadık Amca’nın ilk boltu yerden 3m kadar yüksekteydi ve bu başlı başına korkutucu bir durumdu. Lider tırmanışımda zorlukla ilk ekspress’i taktığımda derin bir nefes aldım. Sonraki iki bolta ulaşmak kolaydı ancak son bolt rahat basamak ve tutamaklarda dururken yetişemeyeceğim yükseklikteydi. Bir dizi itme, çekme hareketi ile kendimi kayada tekrar konumlandırdım. Sol ayağım ile kendimi desteklerken, sağ ayağımı hayaya sürterek yükseltmeye çalıştım. Sağ ayağım için güzel bir basamak bulmak imkansız gibiydi, ve o şekilde dururken ekspressi yukarıdaki bolta takmak dengemi fazlasıyla bozacağından her an düşme riski ile karşı karşıyaydım. Sürekli bu hareketi deniyor ve ayaklarım azıcık titrediğinde veya parmaklarım sızladığında telaş içinde yarım metre altımdaki sete iniyordum. Bu şekilde uzun bir süre uğraştım. Artık Ateş de tırmanışını bitirmiş, güne nokta koymuştu. Aşağıdaki herkes beni izliyor, bir sonraki hamlem için bana akıl veriyordu. Sonunda cesaretimi topladım ve aslında oldukça kolay olan final hareketini yaparak ekspressi bolttan geçirdim.

Sunset Yellow'da yakın çekim Ateş

Son iki lider tırmanışım Erenköy rotasını tırmanamayışımın bozukluğunu az da olsa atmama yaramıştı. Güneş artık iyice tepedeydi ve hepimiz kızarmış, sıcaktan fena halde bunalmıştık. Çadırları bir çırpıda toplayıp Kaymaz Merkez Lokantası’na yollandık. Hepimiz iyi bir ziyafeti haketiğimize inanıyorduk. Kendimizi et kavurma ile ödüllendirdik. Yemeklerimiz az yağlı ve oldukça doyurucu miktardaydı. Yoğun idmanla geçen bir haftasonunu tamamlamak için müthiş bir menü! Geri dönüş yolumuzda bir benzinlikte durup dondurma yerken orada bulduğumuz garip oyuncaklar ile oynamayı da ihmal etmedik 🙂  (Fotoğraf sonra gelecek)

Bu haftasonundan neler öğrendik?

  1. Karakayalar mükemmel! Artık sıkça uğrayacağımız bir yer olacağından şüphemiz yok.
  2. Karakayalar’a gidilince ateş başı birşeyler pişirmiyorsanız, Kaymaz Merkez Lokantası seçeneğini değerlendirmelisiniz.
  3. Kayayı yenmeye çalışmadan önce zihnimizi altetmeliyiz. Aksi takdirde başarısızlık ve sonrasında gelen hayal kırıklığı kaçınılmaz olabilir.
  4. Tüm takım üyelerimizin en azından On Sight 5+ seviyesinde tırmanışçı olduğunu öğrendik. Bu noktaya 6 ayda geldik. Sene sonuna kadar ise On Sight 6+ seviyesine yükselmeyi kendimize hedef koştuk.

Mert emniyet alıyor

 

Zıterenköy gerçekten yüksek

Deniz'in çok sevdiği kayaya yapışma hareketi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *