browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Göcek, Yellidere’de Kaya Tırmanışı

Posted by on 11/01/2013

Yellidere'den Göcek

Dağcılık ve kaya tırmanışına başladığımızdan beri taşlar, tepeler, kayalıklar bir başka görünmeye başladı gözümüze. Hareket düzlemimizi, bir hareket uzayı seviyesine biraz daha yaklaştırma çabalarımız kapsamında her yere tırmanmaya çalışıyoruz artık. Yılbaşını geçirmek üzere Göcek’e doğru giderken, Afyon çıkışında bulduğumuz peribacası biçimli çürük kaya oluşumlarına tırmanmak için bir süre yolculuğumuza ara bile verdik.

Bizdeki bu değişikliklerin en önemli etkilerinden birini Ateş yaşamakta. Göcek’teki yazlıklarına yüz metre mesafede Yellidere kanyonu var. Ateş de bu kanyona sıkça gidermiş. Ancak hiç o kaya duvarlarının tırmanılacağını düşünmemiş. Düşünmüşse de sanıyorum ki, günün birinde buralara tırmananın kendisi olacağını aklına getirmemiştir. Tırmanışlara yeni başladığımız döneme denk gelen bir bayram tatilinde hep beraber Göcek’e gitmiştik. Evlerinin penceresinden görünen dev kaya duvarlarını imrenerek izlediğimi gördüğünde, Ateş, bizi Yellidere’ye götürmeye karar vermişti. Ertesi gün kanyondaydık. Yürüdüğümüz yüzey çarşak ve daha iri kayalarla tamamen kaplıydı. Bu da demekti ki kaya yüzeyi çürüktü ve tırmanış için uygun olmayabilirdi.

Göcek’e bir dahaki gelişimizde Likya Dağcılık ekibi ile Likya Macera Yarışı hakkında konuşmak için buluşmuştuk. Laf arasında Yellidere’deki spor tırmanış rotalarından bahsettiklerinde Ateş’in gözlerinde farklı bir pırıltı yakaladım. Eminim benim gözlerim de benzer şekilde parlamıştı.

Yellidere Giriş - Doğu Duvarı Topo

Yellidere Giriş – Doğu Duvarı Topo

Ertesi gün sabahın köründe Yellidere’deydik. Büyük bir merakla ve dikkatle etrafımızı incelerken kaya yüzeyine çakılı boltları bulduk. Neyse ki tırmanış malzemelerimizi yanımızda getirmiştik. Hevesle bulduğumuz rotalara saldırdık. Kayalar gerçekten çok çürüktü. Her adımımızı dikkatli atmak zorundaydık. Yüzeyde hangi çıkıntıyı tutsak şöyle bir oynuyordu. Ağırlığımızı verdiğimizde ise toptan çöküyordu. Gün sonuna kadar dört spor rota bulmuş, bunlardan ikisine tırmanabilmiştik. Doğu duvarında üç  rota bulunuyordu. Bunlardan ilki kolay sayabileceğimiz bir baca tırmanışı ve onuncu metresindeki bir setin üzerinde bir kısa kaya problemi çözümünü içeren kilit aşamadan oluşuyordu. Kesinlikle o güne kadar tırmandığım en zevkli spor rota olduğunu söyleyebilirim. İkinci rota ise daha pozitif eğimli ve kolay olmasına rağmen kayanın çürüklüğü sebebiyle korku veriyordu. İlk ikisini bitirdikten sonra üçüncü rotayı denedik. Güzel basamaklar olmasına rağmen neredeyse hiç tutamak bulunamıyordu. Tüm kayalar sol aşağıya doğru meyil yaptığından dengede durmak zordu ve ürkütücüydü. O gidişimizde üçüncü rotayı tamamlayamamıştık. İlgimiz sürekli arkamızda yükselen Batı duvarındaki çift ip boyu rotaya kayıyordu. Gün bitmeden bu son rotayı da denemeliydik. Önce ben denedim. Teknik olarak benim seviyemin üzerinde bir giriş etabı vardı. Kendimi zorlayarak burayı geçtim ancak kilit bir noktada bedenimi yere paralel hale getirip dar bir setin içine sığışma hamlesini bir türlü beceremedim. Sıra Mert’indi. Mert takımdaki en tecrübeli tırmanıcı olarak giriş etabını kolaylıkla geçti, negatif kaya yüzeyinde dengede durup, üzerinde balkon yapan dar sete sağ ayağını kaldırıp yerleştirdi. Neredeyse baş aşağı bir konumdaydı. Biraz uğraştı ama sonunda kendini sete sığıştırmayı başarmıştı. Nefesini kontrol edip dar set üzerinde ayağa kalkmaya çalıştı. Bundan sonraki hamle aşağıdan oldukça kolay görünüyordu. Sanki set üzerinde ayağa kalkıp, bir adım kadar yükselse bir sonraki bolta yetişip ekspresi takabilecek gibiydi. Fakat Mert bir türlü bu hamleyi tamamlayamadı. Yüzey negatifti ve Mert’in dengeli biçimde ayağa kaldırmasını engelleyecek kadar üzerine geliyordu. Bir süre uğraştıktan sonra, Mert vazgeçti.

Ateş kilit noktaya ilerliyor

Ateş kilit noktaya ilerliyor

Ankara’da hayatlarımıza devam ederken arada sırada Yellidere aklıma geliyordu. Rotaların kilit noktalarını aklımda canlandırıp, bir dahaki denememde nasıl bir çözüm uygulayacağımın hayalini kuruyordum. Hatta Ateş, senenin son aylarında ailesiyle Göcek’e gidip geri geldiğinde Yellidere’nin ilerlerinde başka rotalar bulduğundan da bahsetmişti ve bu merakımızı iyice körüklemeye yetmişti. Yellidere’ye tekrar gidebilme şansını 2013 yılbaşında Göcek’e gittiğimizde elde ettik.

Bu sefer işi bir adım öteye götürüp geleneksek malzemelerimizi de yanımıza almıştık. Ankara’da konu üzerine yaptığımız sohbetlerde, kaya çürüklüğünden bazı tutamak ve basamakların çökmüş olabileceği ve bu yüzden rotaların ilgili bölgelerini geçememiş olma ihtimalimiz olduğunu konuşmuştuk. Bu ihtimali araştıracak ve eğer Alpin-spor tırmanış teknikleriyle rotada ilerleme fırsatımız olursa, bunu değerlendirecektik. Çantaları yüklendik ve sıkı bir yürüyüş ile kanyon boyunca yükselmeye başladık. Kayalar bir önceki gün yağan yağmurdan ötürü ıslaktı. Bu tırmanışı oldukça daha zorlu hale getirecekti. Kanyon girişinden geçerken önceden tırmandığımız dört spor rotayı gözlerimizle süzdük. Rotalarda belirgin bir değişiklik olmamıştı. Ateş’in görmüş olduğu diğer iki rota biraz uzaktaydı. Ağır çantalarımızla kanyonda ilerledik.

Uzun Rota

Deniz çürük rotada tırmanıyor

Yeni rotaların her ikisi de tek ip boyundan uzundu. İlk ip boyunun bittiği yerde çift bolt, yedekli olarak yerleştirilmişti ve bu düzenek sayesinde güvenli bir istasyon kurulması çok kolaydı. Yıl bitmeden önce ilk çok ipli tırmanışımızı gerçekleştirebilmek istiyorduk.  Doğu duvarında duran uzun rotayı denemek üzere malzemeleri çıkardık ve emniyet düzeneğini kurduk. İlk lider tırmanış denemesini ben yapacaktım. Henüz üçüncü bolt seviyesine yeni yükselmiştim ki bazı basamakların oldukça çürük olduğunu farkettim. Bundan sonraki adımlarımı çok dikkatli atmam gerekiyordu. Çürük basamaklardansa, nispeten daha sağlam olan tutamaklara yönelerek tırmanışı sürdürdüm. Bulunduğum noktadan bir üsrt bolta üç metre kadar mesafe vardı. Çürük kayalarda bir metre kadar daha yükseldim ancak bu bolta uzanmam için yeterli değildi. Birkaç sefer denedim ancak yine başaramadım. Ateş benden daha uzundu ve belki bu hamleyi o yapabilirdi. Aşağıya indim, emniyeti Ateş’den devraldım. Ateş de ipe girdi ve kilit noktaya kadar tırmandı. Ne var ki, Ateş de hamleyi tamamlayamadı. Boltların arası görüldüğünden daha açıktı ve aralıkta ne bir tutamak ne de basamak vardı. Yine seviyemizi aşan bir rotaya girmiştik. Tabii ki çürük kaya yüzeyindeki tutamak ve basamakların, rota tasarlandığından bu yana dökülmüş olması ve rotayı imkansız hale getirmiş olması da olasılık dahilindeydi. Genelde bu noktaya geldiğimizde tüm umutlar Banu’ya bağlanıyordu, hele de Mert ortalıkta yoksa… Banu vakit geçirmeden ipe girdi ve kilit noktaya kadar tırmandı.

Lider tırmanışın hepimiz üzerinde ezici bir etkisi var. Emniyet alırken veya bir tırmanıcıyı izlerken her şey çok kolay geliyor. “Emniyettesin! Düşmeden gelme! Düşmekten korkma!” cümleleri sürekli dilimizde. Ancak belimizdeki sekizli düğümü son ekspresi geçtiğinde işler değişiveriyor. Bir karış düşmek bile yok oluş ile eşdeğer bir korkuyu tetikliyor. Günün birinde bu korkumuzu yeneceğiz. Yenmeliyiz. Çünkü başka türlü kaya tırmanışında ilerlememiz mümkün değil.

Banu uzun rotayı deniyor.

Banu uzun rotayı deniyor.

Banu da kilit noktayı geçememişti. Arkasından Pınar rotaya girdi. Zorlanmadan bizim çıktığımız noktaya kadar ilerlemeyi başardı. Ancak tırmanış esnasında büyük bir kaya düşmüştü ve ipe zarar vermiş olması olası idi. Pınar yukarıdayken ipi inceledik. İp zarar görmemişti ama morallerimiz için aynı durum söz konusu değildi. Hava neredeyse kararmak üzereydi. Keyif için daha önce girdiğimiz nispeten kolay rotalardan birini denemeyi önerdim. Bu fikir herkesin hoşuna gitmişti. Toparlandık ve kanyon girişine indik. Hızlıca düzeneği kurduk. Ateş Doğu duvarındaki ilk rotaya lider çıkacaktı. Bu rota benim en sevdiğim rotaydı. Sıranın bana gelmesi için sabırsızlanıyordum. Ne var ki hevesim Ateş’in bacanın içinden sızan suyla ıslanmış kaya üzerinde zorluk çektiğini gördüğümde biraz kaçtı.  Ateş bacanın sonundan geri döndü. Sıra Banu’daydı. Kayan kaya yüzeyi, ve içinde çamur birikmiş tutamaklardan şikayet ederek bacanın sonuna kadar çıktı. Hava iyice kararmıştı. Banu da vazgeçti. Karanlıkta tırmanmamam için ısrar ediyorlardı. Dinlemedim. Kafa lambamı açtım ve tırmanışa giriştim.  Tüm tutamaklar yosun tutmuştu. Çürük basamakları atlamaya özen gösteriyordum ama karanlıkta bu çok kolay değildi. Sağlam tutamakların arası tamamen kaya yüzeyinden akan çamurla dolmuş ve kayganlaşmıştı. Tırmanış ayakkabılarım tüm bu duruma rağmen iyi idare ediyorlardı. Ateş bacanın sonunda zorlandığımı farkedince otoriter bir ses tonuyla inmemi önerdi. Kayada yüksekteyken emniyetimi alan kişi ile tartışmanın akıllıca olmadığını düşünürüm. Bu sebeple öneriyi dinledim ve aşağı indim.

Eve döndük. Yorucu bir gün olmuştu. Ertesi gün Banu ile Kızlar Sivrisi zirve denemesine  gidecektik. Yemek yiyip erkenden yattık.

Yeni yılın ilk sabahı da dahil olmak üzere, takip eden günlerde Yellidere’de tırmanışlara devam ettik. Çift ip boyu tırmanış hedefimize ulaşamamış olsak da tırmanış tekniğimiz ve kaya üzerindeki pskiolojik durumumuzun iyileştiğini gözlemleyebilmiştik.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *