browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Drenthe Canavarları

Posted by on 22/11/2015

Ekim ayında toplamda 12 yarıştan oluşan Hollanda Macera Yarışı Ligi kapsamında bir yarışa katılmıştık ve İngilizce açıklamaların yetersizliğinden ötürü ne doya doya yarışabilmiştik, ne de bir şey başarabilmiştik. Geçtiğimiz haftasonu ise Drenthe Macera Yarışı, AR Drenthe‘de yarıştık. Bu defa organizasyondaki herkes çok ilgili ve yardımcıydı. Yarış da oldukça keyifliydi ve farklı disiplinler ve alışık olmadığımız oyunlarla bizim için hem zorlayıcı hem de ilginçti. Üstelik yarış sonuçları tam anlamıyla sürpriz oldu!

Bu defa yarış alanına önceden gidip geceyi orada, yarışmacılarla beraber geçirdik.

Bu sayede yarış sabahı yaşanan kargaşayı belli ölçüde atlattık. Ayrıca bizimle beraber, uzun süredir Hollanda’da yaşayan yakın dostlarımız Özlem ve Deniz, yeni kurdukları takım olan Team Saturn adı ile katıldılar. Bu onların ilk macera yarışı olacaktı, bu yüzden bekleneceği üzere oldukça heyecanlıydılar. Her ikisinin de hiç harita deneyimi yoktu ancak becerikli ve dayanıklı bisikletçiler olduklarını biliyorduk.

12096063_762912003838024_5684990242191633428_n

AR Drenthe’nin 10 saatlik uzun kategorisi yanında, 5 saatlik bir de kısa kategorisi vardı. Hollanda’daki macera yarışlarında çok sayıda özel oyun ve ilginç aktraksiyonlar olduğunu bildiğimiz için, bunları bolca tecrübe edebilmeyi istedik ve 10 saatlik olan kategoriye katıldık. Zaten listelerden de belli olduğu üzere bütün rekabet orada yaşanıyordu. Karma kategoride 17 takım vardı! Türkiye’de macera yarışlarına katılanlar iyi bilirler ki bu sayı hiç de azımsanacak bir sayı değil, hele 10 saatlik bir yarış için…

2015.11.14-ARDrenthe-RoadBook1Kayıt işlemlerini sabah erken saatte hallettikten sonra haritaları inceleme fırsatı bulduk. Normalde haritalar üzerine, ayrıca verilen koordinatları işaretlemek yarışmacıların işidir. Ancak bu defa haritalar üzerinde hedeflerin büyük çoğunluğu işaretliydi. Ancak elimize verilen arkalı önlü basılmış 3 pafta haritanın, birbirleriyle nasıl birleştiğini bulmak bile bambaşka bir mücadele oldu bizim için. Hatta bu işe 15 dakikadan fazla zaman ayırdığımızdan eminim. Hedeflerin tanımları ve puanların yazdığı kağıda baktığımızda, birçok hedefin puanının 10, bazılarının ise 5, 2 ve 1 olduğunu gördük. Skor oryantiringi tipindeki oyunlarda asıl sınanan yetenek optimizasyon becerisidir. Haliyle, puanlar arasında bu kadar fark varken optimizasyon yapmak çok da zor olmuyor. Kendimize sayısı hiç de az olmayan, 10 puanlıkların hepsini toplama, diğerleriyle de oyalanmama hedefi koyduk. Bu noktada 10 puanlık hedefler ile daha düşük puanlı hedeflerin zorluk açısından birbirlerinden farklı olmadığını belirtmek gerekiyor. Şüphesiz tüm bu puanlama yaklaşımı bize çok garip geldi. Alışık olduğumuz organizasyonlarda, yüksek puanlı hedefler uzak ve zor noktalara yerleştirilirken, düşük veya normal puanlı hedefler nispeten kolay erişilir yerlerde olurdu. Zaman içinde Hollandalıların garipliklerine alışmayı umarak brifinge katılmak üzere harita inceleme işini bıraktık. Planlama sırasında unutmamamız gereken bir nokta da, her etaptan en az bir hedef alma zorunluluğuydu. Toplam 7 MTB, 2 koşu, step bike ve macera parkı etaplarını düşününce stratejik planlama için bu noktaya dikkat etmek gerekiyordu.

Pafta 1 – Ön Yüz

A1 - Arka Yüz

A1 – Arka Yüz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pafta 2 - Ön Yüz

Pafta 2 – Ön Yüz

Pafta 2 - Arka Yüz

Pafta 2 – Arka Yüz

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pafta 3

Pafta 3

Katılımcı sayısı fazla olduğu için takımlar farklı dalgalarda yarışa başlamak üzere ikiye ayrıldı.

İlk grup 08:00’de brifing ve 08:30’da start alırken, bizim de dahil olduğumuz ikinci grup 08:30’daki brifingden sonra 09:00’da yarışa başladı. Hollanda’daki macera yarışlarının olmazsa olmazı, prolog etabı. Bu, biraz ısınma, yarışın havasına girmeye yarıyor. Genelde prologlarda hedefler ziyaret edilmiyor veya ziyaret edilen hedeflerden puan alınmıyor. Geçen sefer koşu temalı prolog etabında yarışın devamında kullanılacak koordinatlara ulaşabilmek için çeşitli bulmacaları çözmüştük. Bu sefer ise prolog bisiklet temalıydı. Tüm yarışmacılarla birlikte önümüzde ilerleyen motosikleti izleyecektik. Bir süre sonra motosiklet hızlanarak ayrıldığında, haritada nerede olduğumuzun hala farkında olmamız ve yarışa bu şekilde başlamamız bekleniyordu. Gökyüzü kapalıydı, hava serindi ve esen şiddetli rüzgarla iyiden iyiye üşüyorduk. Yine de yağmur olmaması sevindiriciydi. Yolun yaptığı tüm kıvrımları, geçtiğimiz küçük köprüleri, başlayıp biten yeşil alanları, tarlaları ve arada sırada beliren binaları haritamın üzerinde izlemeye çalışırken, bir yandan da öndeki grupla aramızın açılmaması için var gücümüzle pedal çeviriyorduk.

Motosikletin ayrılmasıyla birlikte bisiklet kalabalığı dağılmaya başladı.

Prolog, “haritanın içine girmek” diye adlandırdığımız, ölçeğe ve haritacının yorumuna alışma süreci açısından iyi oldu. Bu sayede yarışa hızla başlayabildik. Hala ne anlama geldiğini bilmediğimiz VP (WP değil) noktasına varana kadar 22,5 km boyunca, her biri 10 puanlık olan 4 hedef topladık. Hedefler zaten büyük ve belirgin bir ana yolun yakın çevresine dizilmiş gibiydi. Yine de 1/25.000 ölçekli harita ile dar patikaları farkedebilmek zordu. Hollanda’da ana yolların hemen paralelinde bisiklet yolu oluyor. Bu ölçekteki haritalarda paralelde yol olup olmadığını görmek özellikle zor, hatta bazen derin olukları yol ile karıştırmak mümkün olabiliyor. Yarış boyunca yaptığımız tek önemli hatayı, işte bu şekilde yaptık ve son hedefimize giderken önümüze çıkan çitleri geçemediğimizden, etrafından dönmek zorunda kaldık. Bu bize 15 dakikaya mal oldu. Sonuçta prolog ve ilk MTB etabını 1 saat 37 dakikada tamamladık.  VP noktasına vardığımızda geniş bir dere üzerine kurulmuş olan slackline hemen dikkatimizi çekti.

ADdrenthe 14-11-15  (180) kopie

Slackline ile derenin karşısına geçmek oldukça zor görünüyordu.

Bu oyunda, takım üyelerinden birinin, birbirine paralel çekilmiş iki slackline hattının birinden karşıya geçip hedefi işaretledikten sonra diğer slackline hattından geri dönmesi gerekiyordu. Düşme ve ıslanma tehlikesi olan tüm etaplar bana yüklendiği için, kaderime boyun eğerek ilk hattın üstüne çıktım. Bu esnada Banu da ağaca asılı olan koordinatları hartaya işaretlemekle meşguldü. Hattın üzerine çektikleri güvenlik halatı fazla gevşek olduğu için yük vermemeye dikkat ederek karşı kıyıya doğru ilerlemeye başladım. İlerledikçe hattın üstündeki titreşim artıyordu ve dengemi iyice kaybediyordum. Belli bir aşamadan sonra suya düşeceğimden neredeyse emindim ve kafamda sudan en kısa sürede ne şekilde çıkabileceğimi hesaplamaya başlamıştım. Neyse ki bu olmadı ve karınca hızıyla da olsa, hedefimi işaretleyerek geri dönmeyi başardım. Bisikletimin başına geçtiğimde Banu’nun koordinatları haritaya işlemeyi tamamlamış olduğunu gördüm.

12246713_778049132324311_3999176205360163519_n

İpte Deniz ve Deniz

Islanmamış olduğum için mutlu bir biçimde bisikletime atladım ve yola koyulduk. 6km’lik bu ara etapta başka hedef yoktu ve kısa bir mola da dahil olmak üzere 24 dakikada ilk değişim noktasına (bu sefer WP) ulaştık. Bu noktada hedef işaretlemelerimizi yaptığımız kartı teslim edip, bu etaba özel olan kartları teslim aldık.

ADdrenthe 14-11-15  (163) kopie

Değişim noktasında bizi bekleyen özel etaplar vardı.

Bunlardan ilki teknik dağ bisikleti etabıydı. Bu etap insan yapımı, zorlu bir parkuru içeriyordu. Keskin dönüşler, dik sayılabilecek tırmanışlar ve yüksek düşüşler içeren teknik MTB etabını 21 dakikada tamamladığımızda 2 hedef bulmuş ve 4km katetmiştik.

İkinci oyunumuz bir çeşit sörf tahtası üzerinde ayakta durarak kürek çekmekten ibaretti. Bu oyunda nirengi alıp, gölün öteki tarafında bulunan çok sayıda hedef arasından doğru hedefi bulmak gerekiyordu. Yol yön bulmak sorun olmadı ama, kürekli her disiplinde olduğu gibi bunda da fazlasıyla başarısızdım. Gölün ortasına vardığımda farkettim ki, suyun derinliği iki karış kadardı. Bu keşfimle birlikte, ıslanma korkum siliniverdi. Kürek çekmekten vazgeçip, kürek ile yerden kendimi ittirerek daha hızlı ilerlemeye başladım. Yine de arada sırada kendi etrafımda bir tur atmadan duramıyordum. Göldeki verimli kano trafiği içinde dans eden bir kuğu gibi, gitmek istediğim yer haricinde her yere uğrayarak 15 dakikada oyunu tamamladım. Bu esnada Banu yine bazı koordinatları haritaya işaretlemişti.

Üçüncü ve son oyun olan koşu oryantiringine başladığımızda, yarışın 3 saatini geride bırakmıştık. Bacaklarımız koşmak istemiyordu. Jog halinde 5,8 km yol katederek 4 adet 10 puanlık hedef ziyaret ettik ve 48 dakika sonunda bisikletlerin başına geri döndük.

Bu yarışta farklı yaptığımız şeylerden biri de yiyecek seçimiydi. Yanımızda jeller ve barlardan başka sandviçler de vardı. Tekrar bisiklete binmeden önce sandviçlerimizi yedik. WP1 ve WP2 arasındaki 18 km’lik mesafedeki tüm 10 puanlık hedefleri topladık. 1 saat 16 dakika sonra WP2 değişim noktasına vardık. Bu değişim noktasında kısa bir koşu oryantiringi etabı vardı.

Hedefler bize verilen yeni haritalara işaretlenmemişti.

Hedeflerin üçünü, bir ağaca asılı olan haritadan bakarak işaretlememiz, diğer ikisini de verilen azimut ve mesafe bilgisine göre bulmamız bekleniyordu. Azimut içeren harita pusula oyunlarına yabancıydık. Organizasyon tarafından önerildiği için, bir önceki yarışa yanımızda gönye götürmüştük. Tabii ki bu gereksizdi, çünkü pusulalarımızın üstünde zaten açı yazıyordu.

Azimut oyununda verilen bilgiler şu şekilde oluyor:

CP35  – 215′, 125m

Yani 35 numaralı kontrol noktası, 215 derecelik açıda ve 125m uzağımızda. Elbette, genellikle doğrusal biçimde 125 m yürümeye çalışmak işe yaramıyor, çünkü bu doğru genelde aşılamayacak bir engelden geçiyor. Bu etapta da doğrular içinden geçilemeyecek çalılık alanları kesiyordu. Burada yapılması gerken şey, hedefin bulunduğu yeri harita üzerine işaretlemek ve aşılamayan hedeflerin etrafından dolaşarak oryantiring ile kontrol noktasına ulaşmaktı. Yaptığımız bu yeni büyük keşfi kutlayarak hedefleri aramaya koyulduğumuzda yağmur atıştırmaya başladı. Bu etabı, 5 puanlık 2 hedef ve 10 puanlık 3 hedef bularak 39 dakika içinde tamamlamayı başardık.

WP2 ile WP3 arasındaki yol 7,5km kadardı ve yalnızca 1 adet 10 puanlık hedef vardı. Fazla oyalanmadan 29 dakika içinde WP3 değişim noktasına ulaştığımızda şaşkınlığımıza engel olamadık.

Değişim noktası askeri eğitimlerde kullanılan yapay bir macera parkıydı!

ADdrenthe 14-11-15  (197) kopie

Yüksek kuleler arası gergin ipler, tahta basamaklar, tırmanma duvarları, onlarca farklı engelden oluşan “boot camp” tarzı bir parkur hemen ilgimizi çekmişti. Bisikletleri bırakıp, kontrol masasına doğru ilerlerken üzerimizden gelen bir çığlıkla irkildik! Bir yarışmacı ağacın içine gizlenmiş yüksek bir kuleden göle doğru çekilmiş gergin bir hatta son sürat kayarken çığlıklar atıyordu. Denemek için sabırsızlanıyordum. Organizasyon tarafından verilen “via ferrata” ve pulley ile donatılmış koşumlarımızı teslim alıp hemen giyindik. Burada 1 saatten fazla oyalanmamamız gerekiyordu ama tüm oyunlar çok çekiciydi. Ben önde, Banu arkada, via ferrata ekipmanı ile yanıbaşımızdaki kuleye tırmanmaya koyulduk. Tepeye vardığımızda ağaç dalları ve yapraklarının kapatıcı etkisinden kurtulup, altımızdaki alanı ve gergin ipin üzerinden geçtiği koskoca gölü görebiliyorduk. Biraz bu noktada giriştiğimiz işin aslında ürkütücü olduğunu anladık. Arkamızda bekleyen yarışmacılar vardı. Biraz kendi korkumu dizginlemek için, biraz da Banu’ya destek olabilmek umuduyla önce onun kaymasını önerdim. Sonraki 10 dakika boyunca yanımızdaki görevli ile birlikte Banu’ya dil dökerek kayması için ikna etmeye çalıştık. Banu’nun yapması gereken şey, kendisini bırakmak ve gölün karşı kıyısındaki yastığa çarptıktan sonra oradaki ipi yakalamaktı. Yapmaması gereken tek şey ise kayarken ellerini makara sistemine veya çelik tele değdirmekti. En sonunda çaresizlik ile kendini makara sistemine bıraktı ve gölün 15m üstünde hızla kaymaya başladı. Kısa süre sonra iyice hızlanmışken telaş içinde kendini durdurmak için makara sistemine tutunmaya çalıştığında, elleri sanki bir sertçe bir şeye çarpmış gibi sekiveriyordu. Bu görüntüyle kanım dondu ve bütün yarış anlamını ve keyfini yitirdi. Gücüm yettiğince ellerini makaraya tutmamasını haykırdım. Neyse ki birkaç denemesinden sonra vazgeçti ve elleri makara sistemine sıkışmadan karşı kıyıya vardı. Görevli telsiz ile Banu’nun durumu hakkında bilgi alana kadar geçen birkaç saniye, bana gerçekten birkaç saat gibi geldi. Kendi yükseklik korkumu tamamen unutmuştum. Bu sebeple makara ile kaymak benim için fazlasıyla kolay oldu.

Karşı kıyıya varıp Banu’nun ellerinin sağlam bisiklet eldivenleri sayesinde hala iyi olduğunu gördüğümde keyfim yerine geldi, hatta biraz Banu’yla dalga geçtim. Ne var ki heyecan henüz sonlanmamıştı.

Gölün karşı tarafında vardığımız nokta, yine bir kuleydi.

Buradan sonra bir defa daha ipten kaymamız ve gölün ortasındaki petrol platformuna benzeyen merdivenler, ipler ve direklerden oluşan yapıya ulaşmamız gerekiyordu. Bu defa önden ben gittim ve Banu’nun ulaşmasına yardımcı olmak üzere platformda bekledim. Bu platform iki katlı, kare biçimindeydi ve kurtuluğumuz karenin tam öteki tarafındaki köşesinde bulunan ip köprüye ulaşmaya bağlıydı. Oraya ulaşmak için birkaç rota seçeneğimiz vardı: sağdaki salıncaklar olan kenarlar, soldaki maymun merdiveni veya üst kata çıkıp köşegenden ilerleyen ağ merdivenden geçmek… Banu yukarıya tırmandı, ben ise salıncaklardan gittim. Salıncakları seçmek büyük hataydı. Islak tahta üzerinde ayakkabılarım kayıyordu ve göldeki dalgalar sebebiyle platform sürekli olarak sallanıyor gibi görünüyordu. Yorgun kollarımla tutunmak fazlasıyla güçtü ve düşmek işten bile değildi. Kalan tüm gücümü kullanarak birer birer salıncakları aştım. Aklım yukarıdaki yolu seçen Banu’daydı. Ama o da bir biçimde ilerleyebiliyordu. Sonunda ip merdivene ulaştık ve karşı kıyıya doğru ilerlerken en zor kısmını atlattığımızdan emindik.

Ötede 8m yüksekliğinde 4 bloktan oluşan tırmanma duvarları görünüyordu. Duvarların her tarafında farklı zorluk seviyelerinde tırmanış rotaları oluşturan tutamak ve basamaklar döşenmişti. Görevliler seri bir biçimde bizim emniyetimizi alırken, Banu ile karşıt taraflardaki duvarlara aynı anda tırmandık. Duvarın tepesine ulaştığımızda asılı olan çanı çaldık ve otomatik emniyet sisteminin bizi indirmesi için ağırlığımızı koşumlara verdik.

Sıradaki oyun, çok sayıda engelden oluşan bir parkurdu.

Burada azimut ve uzaklık ipuçlarını kullanarak ulaştığımız farklı engelleri aşmaya çalıştık. Kiminin altından geçtik, kiminin üstünden atladık… Karşılaştığımız her engelde bir sonrakinin azimut ve mesafesi ile ilgili ipuçları bulduk. En sonunda iki hedef bulmuş olarak macera parkurunu da tamamlamış olduk. Tüm macera parkurunun süresi tam 1 saat sürdü. Bu sürede 60 puan değerinde hedef ziyaret edebildik.

12247071_966709970066007_8664033774412695566_n

Bir sonraki değişim noktasının kapanış zamanı olduğu brifingde belirtilmişti. Bu sebeple biraz hızlanmalıydık. Aradaki 6,6km’lik mesafe boyunca yalnızca 1 hedefe uğradık ve 26 dakika içinde son değişim noktasına vardık.

Bisikletleri bırakıp ateş başında bekleyen görevlilerin yanına gittiğimizde hava kararmıştı.

Bu değişim noktasında kısa bir okçuluk oyunu olacaktı. Ancak hava o kadar kararmıştı ki okçuluk sahasının nerede olduğunu bile zor bulduk. Normal şartlar altında atıcılık ve okçulukta becerikli olduğumu düşünmeme rağmen 5 atışın hiçbirini isabet ettiremedim ve bu bonus etabından puan kazanamamış olduk.

Koşu oryantiring etabında 5 hedef vardı ama hem zamanımız çok azalmıştı, hem de hava çok karanlıktı. En yakındaki 10 puanlık hedefi alıp dönmeye karar verdik. Hedefin tanımında “merdiven” yazıyordu. Fakat ulaştığımız noktada kesinlikle merdiven gibi bir şey görmüyorduk. Gereksiz yere oyalandık. Bizden başka bir takım daha aynı noktaya gelip hedefi aramaya başladı ama onlar da şanslı değillerdi. Uzun bir süre sonra etrafında dönüp durduğumuz küçük ağaçlık alanın ortasında çok yüksek bir yapı olduğunu kestirdim. Kendimden şüphe ederek yapıya yanaştığımda en az 8 – 10m yüksekliğinde dönen bir merdiven olduğunu farkettim. Gündüz vakti belki yüzlerce metre öteden görünebilecek bir yapıydı. Bu karanlıktaki mücadelemiz de dahil olarak tüm koşu etabı bize 39 dakikaya mal oldu. Tek koşu hedefine uğradıktan sonra geri dönüp Step bisikletlerini aldık.

Hava o kadar karanlıktı ki, yolu bile izlemekte zorluk çekiyorduk.

Bu sebeple asfalt üzerinde, ışıklı bir yerlerde olabileceğini tahmin ettiğimiz en yakın hedefe doğru yola koyulduk. Amacımız kolay bir 10 puan edinip geri dönmekti. İyiden iyiye yorulmuştuk. Karanlığın içini görebilmek için gözlerimi kısmış etrafa bakıyordum. Hava o kadar serindi ki, durakladığımız anda omuzlarımızdan yukarıya buharlar yükseliyordu. Gece çöküp karanlık koyulaşırken 4,5km’lik Step bisikleti etabını tamamladığımızda 38 dakika geçmişti bile.

Bisikletlere bindiğimizde biliyorduk ki, bir sonraki bisikletten inişimiz bitiş çizgisinin ötesinde olacaktı. Son bir enerji dalgası ile süratlendik. WP4 ile bitiş arasında koskoca 1 – 1,5 harita paftası vardı. Gecikmek istemediğimizden başka kontrol noktalarına uğramayı düşünmeden yola koyulduk. Tempoyu vermek için önden gidiyordum. Derken karma kategoride yarışan yaşlıca bir çift hızla önümüze geçtiler ve bizden biraz daha hızlı bir biçimde ilerlemeye koyuldular. Bir yandan tempo vermek, öteki yandan da yolu kontrol etmekle uğraşmamak için hızımı onlarınkine eşitledim. Peşimizden başka takımlar da geliyordu. 20 dakika kadar sonra bitiş noktasına oldukça yaklaşmıştık ve artık gecikmeyeceğimizden emindik. Bu sebeple bu etap için almamız gereken puanı almak üzere en yakındaki 10 puanlık hedefe uğramak için yolumuzu azıcık uzattık.

Bitiş çizgisine varırken yorgunluk yerini mutluluğa bırakmaya başlamıştı bile.

Ancak sürprizler bitmemişti. Bisikletleri bıraktıktan sonra büyük ahır binasına gitmemizi ve son bir oyun oynamamız gerektiğini söylediler. Yerlerde mumlar ve karanlıkta parlayan fosforlu işaretler vardı. Takip ederek ahırdan içeri girdiğimizde, ancak emekleyerek içinden geçebileceğimiz kadar dar, samandan yapılmış bir labirentle karşılaştık. Saman ve at kokulu tünellerde emekleyerek yolumuzu bulup karşı taraftan dışarı çıktık. Parlak işaretler bizi ahırın arka kapısından dışarı yönlendirdi. Çimenle kaplı bir sahayı geçtik ve 4 – 5 m yüksekliğinde bir tepeye tırmandık. Tepenin öteki tarafında iri bir gölet üzerine kurulmuş bir macera parkuru vardı! Hala suyun içine düşmemiş olanlar için bulunmaz bir kirlenme fırsatı! Güç bela ip merdivenlerden tırmanıp, halat ağlara asılarak yan geçiş yaptık. Yavaş yavaş ışıklı bir binaya yaklaşıyorduk ve oradan müzik sesi ile yemek kokuları geliyordu. Tekrar bitiş noktasına vardığımızda bizi alkışlar ve bir fotoğrafçı bekliyordu. Bol bol fotoğraf çekildik.

11114760-BE0E26A6BF47AFD71703

 

Team Saturn ile birlikte

Team Saturn ile birlikte

Yarışı tamamlamıştık. Öncelikle arabaya yerleştireceğimiz bisikletlerimizi temizledik. Sonra çamurlu ve ıslak giysilerimizden kurtulup, duş aldık. Sonunda tam yemeklere yumulmuşken ödül töreninin başlayacağı anons edildi. Yarış performansıyla yemeklerimizi tamamlayıp ödül töreninin yapılacağı alana gittik. Sırasıyla sponsor anonsları yapıldı ve erkek kategorisinin galiplerinin ödülleri verildi. Birinci sevgili dostlarımız Bastiaan ve Arjen, yani Energie in Balans takımı oldu. Hava çok soğuktu ve artık gitmek için sabırsızlanıyorduk. Derken karma kategori üçüncüsü olarak Team Saturn çağırıldı. Çok şaşırmıştık. Bu onların ilk macera yarışıydı ve rakipler çok çok kuvvetliydi. Büyük bir şaşkınlıkla birbirlerine baktılar ve sonra her ikisiyle göz göze geldik. Mutlulukları şaşkınlıkları tarafından bastırılmıştı belli ki. Büyük alkışlar eşliğinde kürsüye çıktılar. Arkalarından da 2. takım olarak bizi çağırdılar. İki Türk takımı olarak, Hollanda’nın en zor ve yüksek rekabetli macera yarışlarından birinin kürsüsünde kucaklaştık.

IMG_2036

12274439_966710226732648_4541043656788363999_n

Bir macera daha bu şekilde sona erdi. Sezonun son yarışı iki hafta sonra olacaktı ama ne yazık ki kontenjan biz kaydolamadan dolmuştu. Gözümüzü önümüzdeki Hollanda Macera Yarışı Ligi sezonuna diktik ve ileride yapacağımız yarışların hayalleri hakkında sohbet ederek evimizin yolunu tuttuk.

12232947_777348179061073_1969279294334463447_o

IMG-20151115-WA0001

 

2 Responses to Drenthe Canavarları

  1. sabiha sungur

    Terbik ederim Sevgili Banu Sevgili Deniz.
    Harikasınız.
    Her zaman mutlu ve başarılı olmanız dileğiyle.
    Sabiha

    • Deniz

      Çok teşekkürler Sabiha. Sen bizi böyle desteklerken nasıl mutlu ve başarılı olmayız ki? Kendine iyi bak.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *