browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Dağ Aşma Maratonu – Navigasyon Çözümlememiz

Posted by on 17/07/2013

Bu yazıda DASK ADAM 2013 uzun parkurdaki ilk günümüzün rotasını inceliyoruz ve navigasyon kararlarımızın bir çözümlemesini yapıyoruz. Gerek yaptığımız kritik hatalarla gerek de aldığımız isabetli kararlarla performansımızın nasıl değiştiğini de uzun parkur karışık kategoride dereceye giren üç takımın ortalamalarıyla karşılaştırarak değerlendiriyoruz.

[0-1] Seçim kriteri olarak tırmanış miktarı ve diklik

Başlangıç noktasından ilk hedefe olan kuş uçuşu uzaklık 4.8 km. Haccağız yaylasından doğu yönünde çıkıp, dereyi izleyen yoldan koşmaya başladık. Kısa süre sonra yükselerek dere kenarından ayrılan yoldan gitmemiz gerekirken bariz biçimde daha uzun ama eğimi daha az olan yolu seçerek dere kenarından yolumuza devam ettik. Bu bir hataydı. Yolu gereksiz yere fazla uzatmıştık ve dikliğinden korktuğumuz diğer yol alternatifi koşulabilecek diklikteydi.  Tırmanışımız diğer yol alternatifi ile aynı olmasına rağmen, bizimle aynı kategoride yarışarak derece yapan üç takımın ortalaması 82 dakika iken biz bu mesafeyi 105 dakikada koştuk. İki hedef arasında yol olduğu için ve araziden yol almanın pratik bir fayda sağlamayacağını düşündüğümüzden tüm mesafeyi yoldan katettik.

Haritada bir noktadan diğer noktaya optimum enerji sarfiyatı ve en kısa zamanda gitmeye çalışırken mesafe ve eğimi göz önünde bulundurmak gerekli. Rota alternatiflerini karşılaştırırken toplam tırmanış, tırmanışın/inişin dikliği, toplam mesafe, satıh ve engeller önemli kriterler.

[1-2] Orman açıklığı ve eşyükselti izlemek

Birinci noktadan ikinciye gidiş için yoldan ilerlemek mesafeyi çok arttıracaktı. Halbuki ikinci hedef bir tepe ardımızda, kuş uçuşu 2 km. mesafede bulunuyordu. Üstelik haritadaki orman açıklıkları yolumuzu kaybetmeyeceğimiz kadar belirgin, tırmanışın dikliği de kabul edilebilecek ölçüdeydi. Bu karar ile Doğu Güney Doğu yönündeki Yellice Tepe’ye doğru orman açıklığından tırmanışa başladık. Dik ve patika dışı tırmanışlarda batonları oldukça verimli kullanmaya çalışıyorduk. Dikeyde 200 m. lik yükselişin ardından Yellice Tepe’nin zirvesine varmadan eşyükselti izleyerek tepenin çevresinden dönmeye başladık. Bu sayede zaten ineceğimiz bir bayırı boşuna çıkmamayı hedefliyorduk. Yine orman açıklığını izleyerek hedefe kadar az eğimli satıhta mümkün olduğunca eşyükselti izleyerek indik. Bu hedef aralığındaki süremiz 43 dakika ve dereceye giren üç takımın ortalaması ise 37 dakika.

[2-3] Dere yatağı yerine sırtları tercih etmek

İkinci ve üçüncü kontrol noktası arası kuş uçuşu 6 – 7 km. kadar. Aralarında belirgin bir yol olmadığı için gerçek anlamda harita okuma ve yorumlama becerilerini sınıyor. Bizim ilk kararımız Güney’den giden yolu izlememek oldu, çünkü bu yol çok inip çıkıyor, gereksiz yüksekliklere varıyor ve mesafeyi çok uzatıyordu. Bunun yerine hedefe giden mesafeyi parçalara böldük. İlk ulaşmak istediğimiz nokta olarak Tembel yaylasını seçtik.  Tembel yaylasına giden yol 100 m.’lik kısa bir yükselişten sonra orman açıklıklarından eşyükselti izleyerek kaybolmadan ilerleyebileceğimiz biçimdeydi. Yaylaya vardıktan sonra önümüzde iki seçenek olacaktı. Doğu ve Güney Doğu yönünde patikayı izleyip yolu uzatacak ve yine gereksiz bir dolu tırmanış yapacaktık. İkinci seçenek ise Eskiyayla deresi kıyısından yol kesişimine kadar inmekti. Genelde dere kenarlarında hızlı ilerlemeyi sağlayan patikalar olabiliyor. Bir patika varsa dere kenarı iyi bir seçim. Bu riski aldık ve dere kenarından koşturmaya başladık. Çok geçmeden kendimizi bir patika üzerinde bulduk ve patika bizi yol kesişimine kadar götürdü. Yolu Büyükeskiyayla deresi ile Koççuvaz(?) deresinin kesiştiği yere kadar izledikten sonra karşı kıyıya geçtik. Derenin yönü üç numaralı kontrol noktasına doğru olmasına rağmen burada bilinçli olarak sırtı takip etmeyi seçtik. Dere yatağı haritadaki gibi yeşil ile işaretlenmiş orman alanı içindeydi. Ayrıca dere kesişim noktasında bir patika da gözlemleyemedik. Durum böyle olunca sırttan çıkmanın daha kolay olacağına karar verdik. Bryan ile yarışmadan sonra sohbet ederken bize vadi yerine sırttan ilerlemenin çoğunlukla iyi bir fikir olduğunu, çünkü genelde vadilerde, sırtlara oranla daha çok bitki olduğu ve ilerlemenin daha zor olduğunu söyledi. Biz de bu denememizde bunun doğru olduğunu tecrübe etmiş olduk. Dikeyde 50  m. kadar orman sınırı içinde ve sonrasında açıklıkta sırtı izleyerek tırmandık. Açıklıkta ilerlerken derenin öteki tarafında bazı takımların bir patikayı izlediğini gördük ve geri dönüşte bu patikayı izlemeye karar verdik. Derenin kaynağını geçer geçmez yönümüzü hedefe çevirdik ve doğruca kontrol noktasına ulaştık. Aldığımız bir dizi doğru karar ile 2. ve 3. kontrol noktaları arasını başarıyla ve seri bir biçimde katettik. Dereceye giren üç takımın bu kontrol noktaları arasını koştukları ortalama süre 130 dakika iken biz 129 dakikada bu mesafeyi koştuk.

[3-4] Koordinatları doğru işaretlemek

Bir önceki kontrol noktasına giderken 4 numaralı kontrol noktasının yanından geçmiştik. Ne var ki bu kontrol noktasının bizim kontrol noktamız olduğunu anlayamamıştık. Bunun sebebi ise koordinatı haritamızda yanlış işaretlememizdi. İki yüksek lisanslı ve doktoralarını bitirmek üzere olan mühendisin altı X – Y koordinatının ikisini yanlış işaretlemelerinin ardında yatan gizemi çözmek güç. İyisi mi çok kafa yormayalım. Denklem çok basit. Yanlış noktayı işaretlerseniz ne kadar iyi harita okursanız okuyun, ne kadar hızlı koşarsanız koşun faydası olmaz. Sonuçta 3 numaralı kontrol noktasına doğru sırttan yükselirken derenin karşı kıyısında gördüğümüz patikadan aşağıya koşup, dereyi geçip yolu izleyerek kolayca varacağımız hedefe ulaşmamız biraz vakit aldı. Derece yapan üç takımın ortalaması 46 dakika iken biz 66 dakikada yolu tamamlayabildik. Ekstra tırmanış ve 2 km. kadar da fazladan yol aldık. Üstelik böylesi basit bir hata yapmış olmamız moralimizi de etkiledi.

[4-5] Kritik malzemenin yedeklenmesi ve haritanın güncel olmamasına hazırlıklı olmak ve ilerlenen yolu ölçmek

5 numaralı kontrol noktası kuş uçuşu 5 km. kadar Kuzey Batıdaydı. Planımız, yolun yarısının da ötesinde olan Ardalan yaylasına kadar yolları izlemekti. Hedef zaten yaylanın Kuzet Batısında yer alan tepenin hemen ardındaydı. Yayladan sonra yolu izlemeyi bırakıp dikeyde 170 m.’lik bir tepeyi tırmanıp tekrar inmemiz gerekiyordu. Bu noktada dikkat çekmemiz gereken konu Türkiye’de topografik haritaların 90’larda yapıldığı ve bazı yolların tamamen yokolduğu ve bazı yeni yolların da ortaya çıktığı gerçeği. Gerçekten de Ardalan yaylasına doğru giden yolu Batı yönünde izlerken, dönmemiz gereken noktaya yaklaştığımızda üzerinde bulunduğumuz geniş yol bir anda bitiverdi. Birkaç yüz metre yol dışından Batı yönünde yürüdüğümüzde ise bizi Kuzeye doğru götürebilecek çok sayıda da yol ayrımı gördük. Çekinerek bu yollardan birini takip etmeye başladık. Doğru yaptığımız şey katettiğimiz yolu ölçmek ve haritada belirtilen yol yok olduğunda bile yönü gerektiği kadar izleyerek kaybolmadan ilerlemek oldu. Bu noktada kısa mesafeli (ve genelde hızlı) yarışlarda koştuğumuz mesafeyi ölçmek için içimizden çift adım sayma tekniğini uyguluyoruz. Ancak mesafeler uzayınca bu iş çok sıkıcı olabileceği için basit bir pedometre kullanmayı tercih ediyoruz. Bulunduğumuz ana kadar pedometremiz, uyguladığımız taktiğin önemli bir bileşeni olmuştu. Pedometre sayesinde biten yola rağmen biraz daha ilerleyerek Kuzeye dönen yol ayrımlarını bulabilmiştik.

Ardalan yaylasına vardığımızda karşı tepelere doğru yükselen ancak haritada belirtilmemiş bir patika gördük. Batonlara yüklenerek bu dik patikadan tırmandık. Tepenin ardına geçince patika devam etti ve bizi kontrol noktasına giden yola çıkardı. Dere kenarından hızla kontrol noktasına doğru koşarken Banu pedometrenin düştüğünü söyledi. Bahsettiğim sebepten ötürü pedometreyi bulmak için geri dönmek zorunda kaldık. Hatta tepeye doğru biraz tırmandık da. Buradan çıkarılacak olan ders belki kritik malzemenin bir şekilde sabitlenmesini sağlamak veya yedeğini taşımak olmalı. Sonuçta pedometreyi aramak için oldukça uzun vakit kaybettik. Yine de harita okurken hata yapmayıp, tempomuzu da yüksek tuttuğumuz için bu vakit kaybına rağmen dereceye giren üç takımın ortalama süresine epey yakın bir sürede kontrol noktaları arasını koştuk. Takımların ortalaması 140 dakika iken biz 149 dakikada bu mesafeyi tamamladık.

[5-6] Doğru planlama ve uygulama aşamasında sürekli kontrol

Pedometrenin kaybıyla oldukça sarsılmıştık. Neyse ki ara kampa çok birşey kalmamıştı. En azından biz öyle sanıyorduk. Sonraki kontrol noktası ara kamptaydı. Aramızda 400m’lik bir tırmanış gerektiren Kartalkaya dağ kütlesinin bir uzantısı vardı. Yolun Resul Dede Tepesi’ne kadar olan kısmı oldukça belirgindi. Tek yapmamız gereken dere kıyısından yükselen patikayı izlemek ve teleferik hattından dik bir çıkışla haritada nerede olduğumuzu kaybetme riski olmadan zirveye tırmanmaktı. Bunu yaptık. Epey de hızlıydık. Resul Dede tepesine çıktığımızda yapmamız gerekeni net biçimde planlamıştım. Güney Batı yönünde düşük eğim ile inişe başlayıp Haydarkaya’nın batısındaki orman açıklığını takip ederek Çanakkaya’ya varmak. Çanakkaya’ya varmak istememizin sebebi panorama aşkımız değil, haritada yaptığımız bir başka işaretleme hatasıydı! Yanlış işaretlediğimiz yetmiyor gibi, hemen aşağımızda gördüğümüz bir orman açıklığını, Güney Batı yönündeki açıklık sanıp yanlış yöne doğru ilerledik. Bunun neden olduğunu bilemiyoruz. Çok yorgun veya yıpranmış değildik. Biraz uykusuzdum ama bu da alışmadığımız bir durum değildi. Bunu nasıl engelleyebilirdik? Sürekli olarak yönümüzü ve haritadaki yüzey şekillerini takip ederek… Batı yönündeki açıklığa doğru inerken bir vadiye doğru ilerlediğimiz belliydi. Halbuki bizim gitmek istediğimiz yer bir vadi değil, sırttı. Çanakkaya’ya çıkarken Demirlikaya’ya çıktığımızı sanmamız için hiçbir neden yoktu. Kuzey Batı yönünde tırmanıyorduk. Halbuki Çanakkaya’ya bu açıdan yaklaşmamız imkansızdı. Demirlikaya Tepesi’ne giderken geçtiğimiz derenin akış yönü, geçtiğimizi sandığımız derenin akış yönüne neredeyse 90 derece yapacak şekilde dikti. Böylesi bir işaretin gözden kaçırılmaması gerekir. Bu hatamızın bedeli çok ağır oldu. Sadece bu hatayı yapmasak 90 dakika kadar vakit kaybetmekten kurtulacak sıralamada 4. olacaktık. Dereceye giren ilk üç takımın son kontrol noktasına ortalama varış süresi 94 dakika iken biz bu mesafeyi 197 dakikada tamamlayabildik.

 

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *