browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

Afrika’dan Hollanda’ya Su İçin Dönen Pedallar: Erik Alblas

Posted by on 10/05/2013

Geçtiğimiz hafta tur bisikletçisi Erik Alblas’ı evimizde misafir ettik.

erik_ile_birlikte

Erik 33 yaşında bir öğretmen. Geçtiğimiz aylarda dünyada yaşanan su sıkıntısına dikkat çekmek amacıyla, Cape Town Güney Afrika’dan bisikletiyle yola çıkmış ve varmayı hedeflediği yer kendi ülkesi; Hollanda. Yolculuğu sırasında her ay ders saatlerinde Hollanda’daki okulundaki öğrenciler ile internet üzerinden görüntülü olarak görüşerek onlara su sıkıntısı ile ilgili gözlemlerini canlı olarak aktarıyor.

Erik’in yolu Güney Afrika, Mozambik, Tanzanya, Kenya, Sudan, Mısır’dan sonra Türkiye’ye düşmüş. Türkiye’den Bulgaristan’a geçtikten sonra Almanya’ya kadar Tuna Nehri’ni izleyecek. Şimdiye kadar 13.451 km. yol kat etmiş ve en azından 4.000 km yolu daha var. Yolculuk şimdiye kadar 8 ay sürmüş ve Hollanda’ya ulaşması için 8 haftası daha var.

s_IMG_0914

Erik’in özel yapım, mavi bir tur bisikleti var. İlk bakışta bisikletin oldukça iri olduğunu görebiliyorsunuz. s_IMG_0920Elcikler ve dirsek koyma aparatlarıyla uzun sürüşlerde rahatlık sağlamak üzere elden geçirilmiş. Neredeyse tüm turcularda gördüğümüz Schwalbe Marathon ailesinden dağ tipi lastikleri kullanıyor. Ön ve arka çanta çiftleri Vaude. Çantaların da rengi bisikletin kadrosuyla uyumlu bir mavi.

Mavi bisiklet Erik’in ölçülerine göre yapılmış. s_IMG_0922Rohloff tipi vites ve dişli kullanıyor. Bisikletin bileşenlerine karar verirken, bu kapalı vites sisteminin daha sağlam olduğunu ancak bozulması durumunda Afrika’da yapılamayacağını göz önünde bulundurmuş. Sonuçta sağlamlık ve kullanım kolaylığı ağır basmış ve Rohloff’da karar kılmış. Bazı durumlarda yokuş aşağı giderken daha hızlı gidebilmek için daha fazla vitese ihtiyaç duyduğunu söylüyor ama sanıyorum bu kabul edilebilir bir dezavantaj.

 

s_IMG_0921

Erik’in mavi bisikletinde zincir yerine karbon kayış var. Afrika’da tozlu ortamlarda da bolca kullandığı bu sistemden oldukça memnun. Zincir atması gibi bir sorun yok. Hiç yağ olmadığından suyla da yıkanabiliyor.

Afrika’dan bu yana yaptığı yolda şansı yaver gitmiş. Başka bir deyişle ekipmanı çok iyi seçildiğinden pek az sorun yaşamış. Yaklaşık 10 defa lastiği patlamış. Toplamda beş defa da arka akord telleri kırılmış.

s_IMG_0937Erik’in bisikleti 15 kg. ağırlığında. 30 kg. kadar da yük taşıdığı ön ve arka çantalara ek olarak mat ve uyku tulumu da var. Erik, Vaude çantalarından çok memnun olmadığını söylüyor. Özellikle arka kısmındaki plastik kısmın çok geniş olması, çantayı güçsüz kılıyormuş. Plastik parçalar kırılınca tamir etmenin yolu olmadığından yakınıyor. Ortlieb ile kıyaslayınca Ortlieb’in daha hafif olması ve plastik kısımlarının daha az olmasının avantaj sağladığını belirtiyor.

s_IMG_0930Bisikletin ilginç bileşenlerinden biri de Magura marka, daha önce karşılaşmadığımız tipte frenleri. Erik bu frenlerin kolay kolay bozulmayacağını ve bakımının basit olduğunu anlattı, hatta yetinmedi tek eliyle ön freni çıkarıp takarak örneklemesini de yaptı. s_IMG_0926Frenlerin ömrü dolunca sadece teli biraz çekerek bakımını yapmış oluyormuş. Yanında 4 çift ped taşımasına rağmen henüz üstünde olanları bile değiştirmemiş.

 

Yolculuk boyunca iki çift iç teker taşımış yanında ve hepsini harcamak zorunda da kalmamış. Neyi eksik veya fazla aldın diye sorduğumuzda bize bu yanıtı verdi. Schwalbe’ler sayesinde iç lastikleri kullanmak zorunda kalmadığını, bir dahaki turunda bu kadar fazla iç lastik taşımayacağını söyledi.
Yolculuğa başlarken çok büyük bir çadır edinmiş. Dört kg.’lık Eureka marka bu çadırı onu epey pişman etmiş. Karşılaştığı tüm turcular arasında en büyük ve ağır çadır kendininkiymiş. Alırken bisikleti de içine koyabilmesinin avantaj olduğunu düşünmüş ama tur sırasında böyle birşeye hiç de ihtiyaç olmadığını söylüyor.

Bir tur bisikletçisinde ilk defa Brooks olmayan bir sele gördük. Selenin bilinen bir markası yok ama, rahatlığında “Assos” marka bisiklet taytlarının da etkili olduğunu söylüyor.

s_IMG_0919Su kaynatmak ve yemek pişirmek için MSR benzin ocağını seçmiş. Benzin dünya üzerinde her ülkede bulunduğu için turcular için daha ideal bir yakıt seçimi. Yine MSR marka su arıtma pompası da Erik’in ekipman listesi dahilinde.

Şu sürekli görüp karar veremediğimiz uyku tulumu iç kılıfını çok övdü Erik. Sıcak havalarda sadece bu kılıfı kullandığını söylüyor. Ayrıca uyku tulumunu uzun süre, temiz bir biçimde kullanabilmek için bu kılıfın faydası olduğunu da vurguluyor.

Yol bilgisayarı ve GPS cihazı Garmin Edge 705.  Özellikle bisiklet kullanımına yönelik bir GPS olan ve bisiklet sensörleri de olan bu GPS bugüne kadar sıkıntı yaşatmamış. Kullanımını önerdiği ekipmanlar arasında bu da var.s_IMG_0938

Erik güncesinde tuttuğu bazı ilginç istatistikleri de bizimle paylaştı. Yolculuğu boyunca çıktığı en yüksek hız, Güney Afrika’da yokuş aşağı giderken 77 km/saat, günlük katettiği en yüksek mesafe ise 193 km imiş. Bir günde en fazla 2062 m. yükseliş yaşamış. Bu güne kadar toplam 684,50 saat boyunca bisiklet üzerinde kalmış.

Misafirimiz olduğu süre boyunca pek çok konuda sohbet etme fırsatı yakaladık Erik ile. Yaptığı tur ile ilgili aklımıza takılan noktaları sorduk, pek çok hikaye dinledik. Yabanıl Afrika kıtasını baştan başa bisiklet ile geçmiş olan bir kişiye sorulacak ilk şey sanırım, vahşi hayvan görüp görmediği olur. Biz de sorduk. Çok sayıda vahşi hayvan görmüş. Zebraların, zürafaların arasından geçmiş, uzaktan filleri görmüş. Hiç aslan gibi yırtıcı hayvan ile karşılaşmamış. Bu gibi hayvanların zaten ulusal parklarda tutulduklarını ve bisikletçilerin bu parklara girişine izin verilmediğini söyledi. Tüm yolculukta iki defa kendisini güvensiz hissetmiş; bunlardan biri Kenya’nın Kuzey bölgesinde, Somali’li haydutların turistleri kaçırdıkları ve fidye istedikleri haberini almasıyla birlikte Etiyopya sınırına kadar otobüs ile gitme kararını almasıyla sonuçlanmış. Diğeri ise Mısır’da insanların kendisine taş atması, motosiklet ile yolunu keserek durdurup para istemeleri, polisin arabasyla sürekli kendisini takip edip müdahale etmesi imiş. Bu durumu Sibel Buğdaycı’nın “Kahire – Kızıldeniz: Bir Bisiklet Yolculuğu” adlı kitabında da okumuştuk. Sanıyorum Mısır bisiklet turu yapmak için çok da uygun bir ülke sayılmaz. Erik, bu olaylar haricinde oldukça güvenli ve keyifli bir yolculuk yaptığını vurgulamaktan ise uzak kalmıyor.

Türkiye ile ilgili gözlemleri, ülkenin güneyinden başkentine kadar herkesin din ve ülkenin politik durumu hakkında bambaşka fikirlere sahip olduğu, çok az kişinin İngilizce konuştuğu ve konuşanların da sürekli kendisine adını ve tuttuğu takımı sorduğu olmuş.

s_IMG_0944

s_IMG_0941

s_IMG_0940

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *