browser icon
You are using an insecure version of your web browser. Please update your browser!
Using an outdated browser makes your computer unsafe. For a safer, faster, more enjoyable user experience, please update your browser today or try a newer browser.

81. Büyük Kunraticka

Posted by on 15/12/2014

Soğuk ve yağmurlu Prag’dan sıcak bir merhaba! Yaklaşık 2 aydır Prag’da o yarıştan bu yarışa koşturmalı, deli dolu zaman geçiriyorum.  Kertenkeleler’den mesafe olarak uzak10562513_10204169205623917_513664366600779909_o kalmış olsam da, yarış planları, analizleri ve hazırlıklarını internet üzerinden sürdürüyoruz!

Yarış hakkında detaylı bilgilere geçmeden önce geçtiğimiz 1-2 ayı paylaşmak istedim sizlerle. Prag ve Çek Cumhuriyeti inanılmaz bir yer. 11 Eylül Perşembe günü uçağımın ulaşmasından hemen sonra 13’ünde Ricany’de 24Km’lik patika koşusu, 14’ünde Usti Nad Labem Yarı Maratonu’nu takiben neredeyse her hafta sonu bir yarış bulup çantamı yüklenip gidiyorum.  Geldiğimin ikinci haftası bir yarışta tanıştığım (daha önceden de ulaşmaya çalıştığım) OB KOTLARKA Praha oryantiring takımı ile Çek Cumhuriyeti’nin dört bir yanında oryantiring yarışmalarına katılma fırsatını yakaladım. Kertenkeleler’e benzer spor tutkunlarını bulunca peşlerine takıldım ve kendimi “Highlander” macera yarışında, hemen sonrasında da 81. Velka Kunraticka (81’inci Büyük Kunraticka) yarışında buldum. Diğer yarışların raporları zamanla gelecek ama beni en çok şaşırtan yarışlardan biri olduğu için sizlerle ilk olarak 81.Velka Kunraticka’yı paylaşmak istiyorum.

Yarışı ilk olarak OB Kotlarka’dan takım arkadaşım Martin Syvlt’den duydum. Anlattığına göre hafif bir “Mud Race” ve koşu yarışı karışımı bir yarış olacağını sezdim. Yarıştan 3 hafta öncesinde kayıt olmaya çalışmama rağmen “Kadınlar” ve “Veteran” kategorilerinde yer vardı ama; “Erkekler” (Muzi) kategorisinde yer kalmamıştı.  Hevesim biraz da kursağımda kalarak başka planlar yapmaya başladım. Uluslarası Öğrenci Klubünün Paintball etkinliğine yazıldım, Pazar sabahına bir de uzun bisiklet antrenmanı planladım ve  haftasonunu gene doldurdum.

Perşembe günü koşu antrenmanı yaparken arkadaşlarımdan Velka Kunraticka yarışının ne kadar güzel, ne kadar kalabalık olacağını öğrendiğimde moralim iyice bozuldu ve en azından Pazar sürüşünü yarış alanına kadar yapmaya karar verdim. Cumartesi günü Avrupa’nın en büyük Paintball Arena’sında ter atıp yerlerde sürünürken Martin’den mesaj geldi. Mesajında yarışa katılamayacağını, istersem onun yerine yarışabileceğimi söylüyordu. Mutluluktan iyice motive oldum, yarışın sadece(!) 3.4Km olduğunu da düşünüp, Paintball’da koşturmaya devam ettim.

mapa hlavnisestava_profily_hlavni_vetsi.indd

Akşamki küçük yarış analizinden sonra parkur boyunca 3 dere yatağından geçileceğini (nasıl olduğuna pek dikkat etmesem de) ve yarış boyunca sadece(!) 3 yokuş tırmanılacağını gördüm. Martin bu yokuşların dik olduğunu, bir yokuşta geçen sene ip yardımının bulunduğunu ve ipten tutunarak yukarı çıkılabileceğini söyledi. Tüm günün yorgunluğu ile çok da fazla oyalanmak istemediğimden tramvay-metro saatlerini kontrol ettim, kıyafetleri hazırladım ve erkenden uykuya daldım.

IMAG3963

Pazar sabahı erkenden kalkıp güzelce bir kahvaltı edip, tramvaya doğru yol aldım. Tam planlandığım gibi metro’ya bin-transfer yap-in, 7 dakika bekle, otobüse bin in ile yarış alanın olduğu semte ulaştım. Öncesinde yarış alanını bulamayacağımdan korksam da otobüsten inmemle birlikte yarış alanına giden bir koşucu ordusuyla karşılaştım. Onları takip ederek birçok spor malzemesi satan çadırların arasından geçip kayıt masalarını buldum.

 

IMAG3971Kayıt masaları soyadı sıralamalarına göre 5’e ayrılmıştı. En sonda ise isim-kategori  değişikliği yapmak isteyenlerin yönlendirildiği bir masa vardı. Martin’in göğüs numarasını alıp 100CZK(yaklaşık 10 lira) karşılığında ismimi değiştirdim.

Bu noktada belirtmek gerek ki neredeyse hiç Çekçe bilmiyorum. Geldiğimden beri katıldığım tüm yarışların bilgilerini(maalesef çoğu Çekçe) Google Translate yardımıyla okuyabiliyorum. Ama Çek Cumhuriyeti’ne gelmekten kesinlikle çekinmeyin çünkü herkes İngilizce biliyor. Belli bir yaş ortalamasının üstü İngilizce konuşmaktan çekinse de gençlerin hepsi akıcı bir şekilde İngilizce konuşabiliyor.  Haydi rapora devam!

3.4 Km’lik yarış için fazlasıyla sporcu vardı etrafta. Runtalya’da koşmuş, İznik Ultra’da ve Usti Nad Labem Yarı Maraton’larında IMAG3973görevli olmuş, bolca oryantiring yarışı görmüş olsam da yalnızca 3.4 Km olan bir yarış için böyle bir katılımın olabileceğine akıl erdiremedim. Daha sonrasında öğrendiğime göre erkekler kategorisinde 2121, kadınlar kategorisinde 439 ve diğer kategorilerde çok sayıda soporcu ter dökmüş ve 81.Velka Kunraticka’da bitiş çizgisini emin adımlarla geçmiş. Daha detaylı sporcu bilgileri

Birçok koşu takımı ve arkadaş grubu yarışı bitirmiş, birçoğu da kendi başlangıç saatlerinin gelmesini bekliyordu. Ben de hemen kendime aralarında bir yer buldum, kıyafetlerimi değiştim ve “Start” noktasını incelemeye koyuldum. Sporcular göğüs numaralarına göre 10’ar saniye aralıkla 2’şer olarak parkura çıkıyorlardı. Parkurun ilk kısmında sağda ve solda şeritlerle kapatılmış yol takip ediliyor, son bölümünde ise aralıklarla ağaç dallarına asılmış şeritler takip ediliyordu. Parkurun ilk dere geçisini de içeren ilk 300-400 metresi, ve 3. dere geçişi ile hemen sonrasında gelen 2.dik yokuşu seyirci noktası olarak hazırlanmıştı. Sporcuların yakınları ve arkadaşları bu noktalarda onlara destek olabiliyor, fotoğraflarını çekerek yarışı ölümsüzleştirebiliyordu.

İnternet üzerinden çıkış saatime bakmıştım, hala 1 saate yakın sürem vardı. Ormanın içinde, Cumartesi’nin Paintball yorgunluğunu atmaya çalışarak yaklaşık 30 dakika ısındım ve yarış parkuru dışında kalan araziyi dolaştım. Yarışmaya gelen sayısız sporcunun yanı sıra haftasonu sporu ve gezisi olarak orman içinde yürüyen birçok çocuklu aile de vardı. Havanın sıcaklığına da bakarak tayt veya eldiven giymemeye karar verdim.

Zamanıma 5 dakika kala kalabalık olan başlangıç çizgisine geldim ve 1281 numaralı “Start” arkadaşımın yanında yerimi aldım. İngilizce merhabalaştık’tan sonra, benimle Çekçe sohbet etmeye çalıştı, çaresizce “İngilizce konuşabiliyorum” dedim, pek umursamadı ve Çekçe konuşmaya devam etti. Ben biraz daha ısrar edince, göğüs numaramda “ÇEK” yazdığını ismimin “Martin Nyvlt” olduğunu sandığını ve onunla dalga geçtiğimi düşündüğünü söyledi 🙂 Start arkadaşım, J SYROVÁTKO, 2 hafta önce 3 saatte Maraton koşmuş, bu yarışı Recovery olarak değerlendirmek istiyormuş. Benim yarı maraton süremi sordu, kendi süresiyle karşılaştırıp ne kadar dişli bir rakip olduğumu saptamaya çalıştı. Birbirimize başarılar diledik ve “tri, dva, yedna, START” komutu ve bip sesiyle başladık koşturmaya.IMAG3977

İlk dere geçişine kadar olan düzlük çamur haline gelmişti, birinci dakikadan itibaren ayağım kaymaya başladı. İlk dere geçişinden en az su temasıyla geçmeye çalışsam da iki ayağım da 300’üncü metrede sırılsıklam oldu. İlk yokuşu (eğim aşırı değildi) hızlıca çıkıp “start arkadaşımı” arkalarda bırakıp gözümü önümdeki sporculara diktim. Yokuşun bittiği yerde sert ve tehlike bir zeminde iniş başlıyordu. Özellikle dönemeçlerde çok fazla risk almamaya çalışarak hızlıca inmeye çalıştım. Yokuş bittiğinde ayaklarım sırılsıklam, nabzım yüksek ama keyfim yerindeydi. O anda aklımdakileri şöyle tasvir edebilirim : “Doruk yokuş bitti, şimdi dere yatağından hızlıca geçersin, ayağın biraz ıslanır ama zaten yeterince ıslak, koşmaya devam, moral bozmak yok. Önündeki en sert yokuş ama ip var, “Bata Çıka ‘13” de yaptığın gibi hızlıca çıkarsın, sonra tekrar iniş var, sonra dere yatağı bir yokuş derken düzlük geliyor başlarsın hızlı koşmaya…” Bu düşüncelerle yokuşu indim, ve dere geçişine yaklaştım. Tabii dere geçişi dere değil göl sanki..  Dereyi kesen patikanın geçtiği iki tarafı in-çıklı neredeyse baraj haline gelmiş. Yokuş aşağı koşmaya alışan ben duvara çarpmış gibi oldum.  Suları yarıp kendime yol açarak önümdeki, parkurun en dik yokuşuna hızla girmeye çalıştım.

VKU14PB4128

Patikanın hemen sağında Martin’in bahsettiği ipi gördüm; fakat bu ip çamaşır assan kopacak incelikteydi. Yarardan çok zarar vereceğini düşünerek 4 ayak üstünde çamurların içerisinde sürünerek yokuşu tırmanmaya çalıştım. Yerdeki ağaç köklerine yapışarak, küçücük taşları basamak olarak kullanmaya çabalayarak neredeyse emekleyerek yokuşu tamamladım. Yokuş boyunca yanımdan 2 veya 3 kişi geçti, her geçen sporcu ile kaslarıma biraz daha yüklendim, daha hızlı nefes alarak adımlarımı hızlandırmaya çalıştım ama yeterince hızlı değildim. Yokuş biter bitmez hafif bir düzlük ve hemen sonrasında dik bir yokuş aşağı patika vardı. Yokuştan aşağı koşmaya başladığımda nefesim ve kalp ritmim düzelmemiş olsa da uzun adımlar atarak hem dinlenmeye hem de hız kesmeden önümdeki sporculara yetişmeye çalıştım. Yokuş aşağı inerken birkaç kez süremi merak edip saatime bakmaya çalışsam da dik yokuş, patika boyunca bulunan ağaç kökleri ve taşlık/kaygan zeminden dolayı saatimi görebileceğim kadar uzun süre gözümü patikadan ayırmam imkansızdı. Sağ sağlim yokuştan aşağı inince düzlükte nefesimi düzenledim ve kendimi 3’üncü ve son yokuşa hazırladım. Yokuşa vardığımda bacaklarım hafiften isyan etse de beni bir önceki yokuşta geçen sporcuları gördüğümü farkedince sustular ve hızlı/koşar tempo içerisinde yokuşu çıktık. Son 5 metrede hafiften tempomu düşürdüm, ve önümdeki uzun düz koşu ve yokuş aşağı yol için nefesimi toparladım. Yokuş bitince tekrar duvara çarpmış gibi oldum. Birkaç metre koşmaktan ziyade sekerek tempoyu ayarlamaya çalıştıktan sonra önümdeki dümdüz yolu ve sonrasında bitişe uzanan yokuş aşağı yolu düşünerek hızlandım.

IMAG3991

Ormanın içerisinde çok keyifli, sağa sola kıvrılan genişçe bir yolda koşarken zaman nasıl geçti hatırlamıyorum. Bu aşamada da beni geçen 2 sporcuyu yakaladım ve hızla yanlarından uzaklaştım. Düz yol aniden bitiyor, sert bir virajla yokuş aşağı başlıyordu. Önümdeki birkaç sporcuyu daha sonra geçmekle uğraşmamak için yokuşa hızlıca girmeyi tercih ettim. Yokuş aşağı incecik bir patika, sol tarafınız dik yamaç, sağ tarafınız yapraklarla kaplı dik, kaygan bir zemin..  Hızlıca önümdeki sporculara yaklaştım; ama ilk başta geçmeye korktum. Aynı patikada koşmamız mümkün değildi. Sol taraflarından geçerken kayarsam onları yamaçtan aşağı yuvarlama riskim, sağından geçersem benim yokuş aşağı yuvarlanma riskim vardı. Sağ taraftaki eğimin azaldığı bir yerde atak yapıp tekrar 2 sporcuyu geçtim, ama en sonunda bir sporcunun peşine takılarak yarışı keyifli bir şekilde  bitirmeye karar verdim. Yokuş bitti, son 200 metre, her zamanki depar aşkıyla, yarışı 15:04.8 süresiyle 151. olarak bitirdim.

IMAG4002

Bitiş çizgisinin hemen ilerisine koridordan çıkmadan oturmak için banklar hazırlanmış, yarışta kendini harcayan insanlar yerlerde yatmak zorunda kalmıyor. Ben de 5-10 saniye
banklarda oturarak soluklandım ve koridordan çıktım. Koridordan çıkarken göğüs numarası ile verilen “çip”ler geri toplandı. Şaşırdığım bir olay suyun olmayışıydı. Devasa bir organizasyon olmasına rağmen yarışı bitiren sporculara su verilmiyordu. Parkur sonuçları kategoriler  halinde devasa ekranlarda sürekli değişerek gösteriliyordu. Hatıra fotoğrafımı çektirip takım arkadaşlarımla muhabbet ettikten sonra daha fazla üşümemek için dönüşe geçtim. Sayısız sponsor, ikram edilen meyveli çaylar ve güzel kokuların arasından geçerek sadece 3.4Km’lik 81. Büyük ve Görkemli Kunraticka’ya elveda diledim.

Yarışı daha detaylı incelemek isteyenler için:
https://www.youtube.com/watch?v=ckgnX_V44_4

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *